Kübra Özkılıç

Kübra Özkılıç
@Kubraozklc
10/10
Okuduğum ilk Burgess kitabı olmakla beraber daha önce okuduğum tüm distopya kitaplarını solladı diyebilirim. "Otomatik Portakal" adındaki "portakal" doğal haliyle insanlığı, "otomatik" ise makineleşmeyi temsil etmektedir. Konuyu bir bakıma "İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar." sözünün etrafına ören Burgess, kitabı yazdığı yıllarda geleceğe yönelik bir distopya olarak ele almıştır… Alex ve çetesinin insanlara yaptığı kötülükleri (şiddet, gasp, tecavüz gibi) anlatarak modern zamanın gençlerine, topluma ve sisteme sert bir dille eleştiride bulunmuştur. Kötülükle beslenen Alex ve çetesi bir süre sonra kendi aralarında sürtüşme yaşayıp ters düşeceklerdir ve baş karakter Alex -kendi deyimiyle- kankalarının ihanetine uğrayıp hapise düşecektir. Asıl olay bundan sonra başlayacaktır kardeşlerim.  Alex’in özgürlüğüne kavuşabilmesi için kendisine bir seçenek verilir. Kendisine devlet tarafından uygulamaya konulan ‘’Devlet Kriminal Tipler Islah Evi’’ deneyi uygulanması için attığı imzadan sonra çeşitli deneyler uygulanarak onu bir makineden farksız hale getirmişlerdir artık. Özgürce seçemez, kendisine dayatılan kurallara göre yaşamak zorunda bırakılır. 2 haftalık deney sürecinden sonra serbest kaldıktan sonra da çeşitli şeyler yaşayacaktır savunmasız olarak… Psikolojinizi oldukça zorlayacak bu distopya mutlaka okunacak türden. Ayrıca romanda fütüristik bir argo yaratan Burgess bunun için bir sözlük bile yazmıştır. Kitapta sık rastlayacağınız sözcükler; Mangır, marizlemek, dikizlemek, moruk, piliç, bok püsürü, cıbıldak, çakozlamak, lavuk, topuklamak, herif, cıvır… Başta sırf dilinden dolayı okumakta zorlansamda Alex sayesinde alışıp fazlasıyla sevdim bile diyebilirim. Alex tarzı; ‘’Buz gibi kış piçlik yapıyordu.’’ ‘’İster
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
Bazı edebi eserlerin tüm zamanlara hitap edebilme özelliği vardır. Kitap her ne kadar Josef Stalin'e ithafen yazılan bir politik taşlama olsa da okurken günümüze dair çıkarsamalarda bulunabiliyoruz çok rahat bir şekilde. Kitabın konusu özetle; Hayvan Çiftliğinde ki hayvanların insan türüne karşı ayaklanmasıyla başlıyor. İnsanları çiftlikten kovup kendi düzenlerini kuruyorlar. Hayvan olmanın gereklerini 7 maddede toparlıyorlar. En önemli madde ise ''Bütün Hayvanlar Eşittir.'' kabul görülüyor. Ayaklanmayı başlatan bir domuz oluyor ve hayvanların en zekisi olan domuzlar liderlik yapıyor fakat bir süre sonra Lider Domuz Napoleon hayvanlara kötü davranıp onları eskisinden daha çok çalıştırıyor ve daha az yem veriyor. Diğer hayvanarla da iletişimi koparıp köpeklerden kendine bir koruma duvarı örüyor... Artık hiç bir hayvan Napoleon ile iletişim kuramamaktadır. Hayvanlar Napoleon'un her yaptığı aykırı harekete tepki verecekleri anda ya aracı domuz onları yalanlarla sakinleştirip inandırıyor ya da Koyunlar aynı anda konuşmaya başlayıp onları susturuyor. Bu sırada ahır duvarına 7 madde olarak yazılan anayasayı bütün hayvanlar uyurken değişikliğe uğratıp hayvanları geçiştiriyorlardır.... Artık iyice yaşanmaz hale gelen çiftlik hayvanları iyice sinmiş ve durumu kabullenmişlerdir. Hatta zaman zaman işler kötüye gittiğinde tavukların yumurtaları alınıp -daha önceden insanlarla asla ama asla alış-veriş yapmama sözü verilmesine rağmen- insanlara satılmıştır. … Hikayenin sonunda ise artık domuzlar yapılmaması gereken ne varsa yapmışlar ve düzeni -kendi istedikleri gibi –korkuyu kullanarak oturtmuşlardır. … Kitabın en etkili sözü ise… –‘Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.’ Der ve özetler kitabı George ORWELL…
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,9bin okunma
Puan vermedi
Emeğe her zaman saygım sonsuz ancak eleştirmeden edemeyeceğim... Kitabı almamın sebebi yine sosyal medya da adının bol miktarda geçmiş olmasıydı -hoş ne zaman buna aldanıp alsam pişman olmuşumdur!- Bu kitabı okumak benim için bir ergenin çektiği aşk acısını anlattığı günlüğü okumak gibiydi... Yazar her sayfada kendisi ile çelişip durmuş. Bir sayfada sevdiğini beklediğini söylerken diğer sayfada dönersen beni bulamazsın tarzında beylik laflar kullanmış :) Cümleler okuyucu okurken sırf vay canına desin diye şişirilmiş gibi geldi bana. Kısacası bu tarz kitapları okumanın zaman kaybı olduğunu düşünüyorum ben.
Kapalı Gişe YalnızlıkSerkan Özel · Destek Yayınları · 20141,460 okunma
Puan vermedi
Kitabı, adını birden duyurması ve okuyan bir kaç arkadaşımın beğenisi üzerine okumuştum. Açıkçası pek beğendiğim söylenemez. Sadece ticaret amacıyla yazıldığını düşündüğüm kitaplar arasında bana göre...
BukreKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 201323,5bin okunma