Artık saadetle görmekteyiz ki, sen varsın, günden güne daha keskin oluş şartları ile var olmaktasın, yepyeni bir oluşla meydana gelmektesin! Olanca ümidimiz, hasretimiz, rüyamız ,senedimiz, dayanağımız sensin!
Bizim dini kanaatimizde mazi, gelmiş ve geçmiş bir ibret, istikbal ise bir hayalden ibarettir. Hadise, an, yaşanan an üzerinde…
Dem bu dem, saat bu saat davası…
Bir müslüman yaşadığı anın mesulüdür…
Bizim bugün tek ümidimiz halktır. Küflenmiş, üstü küflenmiş bir maden gibi, münevver geçinenlerin pisliği ve kendi temizliğiyle meydana çıkan halk… Anlayan, bilen, gören bütün bilmeceleri çözen ve her güvene layık olan odur; Anadolu halkı…
“Sağ elime güneşi, sol elime kameri verseniz, bir de bana, muhal farz, ebedi hayatı bağışlasanız davamdan dönmem!”
İşte bir aksiyoncunun her an tekrara ve içinden pay devşirmeye mecbur olduğu büyük ölçü…