Bence bir kimse başka birine dar gününde yardım ederse, sövmezse, kötü söylemezse, her işe burnunu sokmazsa, Tanrı’nın adını da küçük “t” ile yazmazsa işini sağlama bağlamıştır.
Kitabı sevdiğim bir kişinin hediye etmesi üzerine okumaya başladım. Fakat kitap daha ilk sayfasından itibaren bir yaz dizisi kıvamında ilerlemeye başladı. Karakterler için tipik herkesten farklı davranan ve özel olduğunu düşünen kız ve bir iş görüşmesinde tüm kaba ve kibirli davranışlarını sergileyerek baş kahraman kızımızın tüm şirazesini kaydıran zengin ve egoist adam diyebiliriz. Sonrasındaysa kitap son zamanlarda moda olmuş, bir dervişle tanışıp ilahi sevgiyle iyileşen sekülerlikten hidayete koşan karakterimiz Zeynep’in iyileşme hikayesiyle devam ediyor. Kitap baştan sonra klişeler ve bayağı benzetmelerle dolu. Yazarın kalemi okunamayacak seviyede değil bana göre fakat her satırdan sonra hayata dair iyileştirici olduğunu düşündüğü alıntılarla dolu olduğu için kitap daha da tatsızlaşıyor her sayfada. Birde gerçekten okurken fazla zorlama bulduğum hatta yok artık dedirten cümleler vardı kitapta. Bir örnekle incelemeye son cümlemi yazmış olayım;
“Mastit olan bir memenin boşaltıldıktan sonraki hali gibiydi yüreğim.”