Alamut, benim için tarihteki Haşhaşilerin dünyasına yapılmış büyük bir keşifti diyebilirim. Kitabı ergenlik çağlarımdan beri birkaç kez aile büyüklerimin elinde görmüştüm. Belki kitabın kapak tasarımından, belki Hasan Sabbah’a dair kulağımda kalan ufak tefek bilgi birikiminden midir bilmem kitap bende fazlaca karamsarlık uyandırmıştı. Fakat bu yaşımda okumaya karar verdiğimde çok geç kaldığımı fark ettim. Alamut her şeyden önce bence kesinlikle çok sürükleyici bir roman. Ürpertici bir karaktere sahip olan Hasan Sabbah’ı ve kurduğu esrarlı alemi her sayfada daha da merak ederek okuyorsunuz. Zaman zaman Sabbah’ın şeytani zekasına hayran kalıp kalmamak arasında gidip geliyorsunuz. Yazar bana kalırsa Sloven olmasına rağmen Orta Doğu coğrafyasını ve siyasal-tarihi olayları ustalıkla anlatmış. Ayrıca kitabın içinde okuru sık sık düşünmeye sevk ediyor. Kitap bence felsefi ve psikolojik açıdan da çok zengin bir kitap. Her sayfasını düşüne, düşüne zevkle okudum. Bir dikkat ettiğim husus da yazarın, okuru hikaye anlatıcısı olarak karakter analizi bakımından yönlendirmemesiydi. Kitapta karakterlerin iyi veya kötü olduğuna dair tasvirler yapmamış okuru kendi yolunu bulmasına dair teşvik etmiş. Özetle, kitabın mutlaka her kitap sever tarafından okunması gerektiği kanaatindeyim. İyi okurlar:)