Mihemed

Dilê xwe êşand Wi li ser beşer Digot: ji bo çi Bûn hevalê şerr? Dema ku şerr tê Tev de dirrevin Holê deverrû Nexûn dikevin. Mixabin! Çi kirêt! Seri datinin Bê şerm û fihêt...
Kurdî
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sellahattin Bulut Tîroj dergisi soruşturmasında şu şekilde aktarır: Polis haftada ya da iki haftada bir Medya Kitabei'ne gelir raflardaki bütün kitapları yere atardı. Bütün kitaplar Kürtlerle ilgili olduğu için rafları olduğu gibi yere deviriyorlardı. Sonra kitaplara basıyorlardı. Sigara içip izmaritlerini üzerinde söndürüyorlardı. Özellikle kapaklarında tarihten gelen Kürt büyüklerinin fotoğrafları olan kitapları ayaklarıyla çiğniyorlardı. Örneğin Şeyh Said'in, Mustafa Barzani veya Seyit Rıza'nın olduğu bir kapağı gözümün önünde çiğniyorlardı. Beni itiyorlardı. Bazen de gözaltına alıyorlardı.
Pêngav dergisinin 2011 yılında kendisiyle yaptığı röportajından Keskin, Avestanın o güne kadar yaklaşık 350 kitap yayınladığı, bunlardan yaklaşık 150 tanesinin Kürtçe olduğu, aşağı yukarı bir milyon civarında kitap sattığını, tahminen 250.000’den fazlasının Kürtçe olduğunu dile getirir. İlgili röportajında basım adetlerinde bazı kitapların 6000, 5500, 3500 gibi sayılara ulaştığını; 2000 civarında basılan 20 adet kitap olduğunu, ama genelde kitapların 1000-2000 gibi sayılarda basıldığını dile getirir.
"Bir bulutla kış olmaz, bir çiçekle yaz gelmez." Kulağa William Shakespeare ya da başka bir ünlü şaire ait olabilecekmiş gibi gelen bu söz aslında Aristoteles'in, oğlu Nikhomakhos'a adadığı Nikhomakhos'a Etik adlı kitabından alınmıştır. Aristoteles bu sözle şunu kastediyordu: Nasıl açan bir tek çiçek ya da yaşanan bir tek sıcak gün yazın geldiğini kanıtlayamazsa, size haz veren birkaç anın ardından da hakiki mutluluğu bulduğunuzu söyleyemezsiniz. Ona göre hakiki mutluluk kısa süreli bir haz değildir.
Alıntı
Bir çiçek düşünün. Onu sular, yeterince ışık almasını sağlarsanız, yavaş yavaş büyüyen bir filizin çiçek açmasını sağlayabilirsiniz. Ama onu ihmal eder, karanlıkta bırakır, böceklerin yapraklarını kemirmesine izin verirseniz ölür ya da en iyi ihtimalle çirkin bir ota dönüşür. İnsanlar da çiçekler gibi gelişirler, ancak çiçeklerden farklı olarak kendi seçimlerini kendileri yaparlar: Ne yapacağımıza ve olacağımıza kendimiz karar veririz.
Alıntı