Lo, Tu yî li wir!
Li dera ku ba û baran
Bi sermestî dişîrqîne li rûyê te yê têrxew; Ku te bivê, deriyê bêhntengiyê didî ser piştê,
Ku te bivê, kulîlkên şermîn av didî li şaneşînê.
Kürt kelimesinin söz konusu olduğu her alanda bir kimlik tartışması, çatışması ve isyanı vardır. Kürt kelimesine dair her ne varsa paranteze alındıkça, göndergesi o kadar parantezin dışına çıkar. Puntosu küçüldükçe göstereni büyüyen bir kelimedir Kürt kelimesi. İsmail Beşikçi'nin hayatını anlatan Ismail Beşikçi 36 Kitap = 13 Cezaevi belgeselinde bir sahne bunun en ilkel halini gözler önüne serer. Beşikçi redaksiyonu yapılan kitabını kontrol ederken "Kürtleri küçük yazmışsın" der. Redaktör de ona "ne olacak onlar (K] ürt. Küçük yazılsalar da olur. Onlar özel isim olmaya layık mı?" der. Kürtçe hepten "bilinmeyene" mahküm edilmek istenirken, sömürgeci fantazma Kürt'ü, "kökenli" sıfatıyla üstündeki "ilkellikten" arındırabilir, Kürt'ü bu sıfatla kolayca ve dilediği zaman üst kimliğe, asli unsura taşıyabilir.
Anadilde eğitim Kürtlerin özgürlük mücadelesinin en temel taleplerinden biri olmuştur. Özellikle, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra medreselerin kaldırılmasıyla birlikte Kürtçe kurumsal bir mevzisini kaybetmiştir. Amir Hasanpour'a göre 20. yüzyılın başına kadar (1918 öncesi) olan "[b]u dönem gözden geçirildiğinde, şairlerin iki farklı geçmişten -ruhban sınıfı ve feodal soyluluktan -geldiği görülür. Aslında bunlar eğitim olanağına ulaşmış iki ana grupturlar" (Kürdistan'da Milliyetçilik ve Dil 153). Ayrıca "Kürdistan boyunca köy ve kasabalarda edebi üretim ve dağıtımın ana merkezleri medreselerdi(r]" (156).