Ozaman bir mana veremeyerek, bir sebep gosteremeyerek bir şeyin doğru olmakla güzel ve iyi olamayacağını anlar gibi oluyordu. Duygu akıldan daha etkiliydi ve onu üzüyordu.
Umutsuzluğa kapılmak ne saçma bir şey!” diye düşündü. “Üstelik de günah. Günahın sırası mı şimdi” diye düşündü. “Günahsız da bir sürü dert var. Hem benim böyle şeylere pek aklım ermez.
Pek aklım ermez... Galiba inanmıyorum da. Balığı öldürmek belki de günahtı. Yaşamak için, başkalarını beslemek için bile yapsam, yine de günahtı. Öyleyse her şey günah! Günahı düşünme. Bunu düşünmenin sırası değil. Zaten bunu düşünmek için para alan bir sürü insan var. Bırak da onlar düşünsünler. Balıklar nasıl balık olarak yaratılmışlarsa, sen de balıkçı olarak yaratılmışsın. Saint Pedro da balıkçıydı, büyük Di Maggio’nun babası da...”