İnsan ömrü kısaydı, bir kurtçuğunkiden farksız. Ya da ipek böceğininkinden. Ademoğulları, Havvakızları, tuhaf mahluklardı. Kurtçuğa benzetsen alınır, ipek böceğine benzetilmekten keyif alırlardı. Böceklerden iğrenir ama parmaklarına uğur böceği konsa hayra alamet sayarlardı. Sıçanlardan tiksinir, sincaplara bayılırlardı. Akbabaları itici, kartalları heybetli bulurlardı. Sinekleri hor görür, ateş böceklerine bayılırlardı. bakır ve demire ehemmiyet vermez, altına taparlardı. ayaklarının altındaki taşlara dönüp bakmazken mücevherler için delirirlerdi. Halbuki hayat bir devridaim idi. O beğenmedikleri nesneler de en az beğenmedikleri kadar elzemdi. Bu alemdeki her bir parça bir başkasını geliştirmek, iyileştirmek, değiştirmek için yaratılmıştı. Ne sivrisinek ateş böceğinden önemsizdi, ne de pirinç altından. Yüce Sarraf böyle tasarlamıştı kainatı...
- İnsan birinden korkuyorsa, o kimsenin kendi üzerinde söz sahibi olmasına izin vermiş demektir.
- Devlet, herkesin yavaşça intihar etmesine "hayat" denilen yerdir.
Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem belki mâkul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim...