Ve ölüm acısı çatallı bir acıdır. Her ölüm birçok bakımdan acı verir insana, ama acı terazisinin kefelerinde iki ağırlık tartışır birbiriyle… Ölene, öldüğü için acımak/kalana, öleni kaybettiği, onsuz kaldığı için acımak. Başka şekilde söylersek: Ölene acımak/kendimize acımak. Bu terazi hiç dengeye gelmez.
“Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi
Müşkül odur ki ölmeden evvel ölür kişi”
Ölüm mutlak bir boşluk, sonsuz bir yokluktur. İnsan aklının onu kavramakta, insan yüreğinin onu kabullenmekte zorlanışı bundan: Yaşama aykırı oluşundan.