Bu söz çok sevdiğim bir hocama ait. Hocamız bu şiirin Attila İlhan'ı gölgelediğini, araştırmacı, gazeteci özellikle romancı kişiliğini geride bıraktığını söylemişti. Yazarın romanlarını okumaya başladıkça hocamın sözüne daha çok hak vermeye başladım.
Bu incelemede önce genel olarak Attila İlhan'ın romanlarına sonra da Kurtlar Sofrası'na bakmak istiyorum.
Her Anadolu genci herhalde "Ben Sana Mecburum"u bir kez okumuştur yahut dinlemiştir. Attila İlhan deyince ilk akla gelen şey. Markanın zamanla ürünün önüne geçmesi gibi bu dizeler de şairin önüne geçmiş. Hadi olsa olsa bir de "Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu..."
Romancılığı tabii ki şairliği kadar iyi değil ama romanlarına da bir şans verin, derim. Sitede gördüğüm kadarıyla okunma oranları çok düşük. Ve okumaya bu eserle başlamanızı tavsiye ederim. Okuduğum diğer romanlarına göre daha derli toplu.
Attila İlhan, romancılıga basladiğı zaman kendi roman anlayışını nedenleriyle birlikte açıklamıştır:
"Bence yirminci yüzyılın romancısı okuyucusunun bir sinema seyircisi olduğunu bir an bile hatırından çıkarmamalıdır (...)"
Bu sebeple yazar, hareket ve eyleme önem verir, gündelik çizgilerden hoşlanmaz. Romanın gözlem ve monologdan ibaret olmaması gerektiğini vurgular.
Aynı dönemde eser verdiği toplumcu-gerçekçi yazarları çok sert bir dille eleştirir. Köy gerçeklerini anlatan bu eserlerden neredeyse nefret etmektedir ve moda olmasından yakınmaktadır. Tarzlarını kuru, yavan bulur. Bireyi savsakladıklarını düşünür. Hepsinin birbirinin tekrarı olmasından yakınır. Romanı ideolojilerinin esiri yaptıklarını söyler. Köylünün dar kafalı olduğunu düşünür ve değişimin köyden başlayamayacağını savunur (Kaynak: Sokaktaki Adam'ın Önsözü) Bu düşüncesini dış kaynaklarla destekleyerek açıklar.
Değişim ona göre ara bir
Kurtlar SofrasıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2008461 okunma
Günümüzdeki paralı okulların sınıf ayrımını körükleyen, çocukları yalnızca kendi sosyal düzeylerindeki insanlarla buluşturan eğitim sisteminin nasıl, hangi duyarlılıkta insanlar yetiştirdiğini sorgulamak gerekmez mi?
Ölmüş olmayı isterdi, ama yaşıyordu, kendini yaşatmakta ısrarla inat ediyordu. Ölmüş olmayı isterdi, ölmüş olmayı istediğini düşünüyordu, ölmüş olmayı istediğini düşündüğünü düşünüyordu...