Betül

Akıl ve erdem ile donatılmış birinci sınıf bir zihin ve sağlam bir irade, Kur'ân’ın "fücur" adını verdiği kötücül duyguları ve eğilimleri de kontrol altına alır ve insanın aklen ve duygusal olarak olgun ve dingin bir hayat yaşamasını sağlar. Aklî olgunluk ve dinginlik, insana ruhî sükûnet ve manevî güzellik verir. Nefsimizin alt mertebelerinden gelen kötücül duygular ve dışardan gelen saldırılar, baltanın taşa çarpıp sekmesi ve yelin kayanın tozunu alması gibi bize bir etki yapma şansını yitirirler, Aklını kemale erdiren, duygularına da hâkim olur. Duygularına hâkim olan aklını doğru kullanır. Tıpkı duygularımız gibi akıl da genişler ve daralır, yükselir ve iner, büyür ve küçülür, parıldar ve kararır.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Anlamı, bütünlüğü, öz saygıyı, aşkı, muhabbeti, bağlanmayı, neşeyi, mutluluğu, asaleti aramak demek, yok olup ortadan kalkmış bir şeyi değil, “kayb" ettiğimiz yani bize "gâib (görünmez) olmuş" bir şeyi aramak demektir. Bize gâip olan yani bize kendini gizleyen şeyi aramak demek, o şeyi değil, kendimizi aramak ve bulmak demektir. Zira burada kaybolan o değil, sensin, benim, biziz. O, kendi zatında ve makamında var olmaya devam etmektedir. Ondan mahrum olan, onu “kayb" eden biziz. Yapmamız gereken de onu bulmak için kendimizi bulmak; bakmayı, görmeyi, duymayı, hissetmeyi, akletmeyi öğrenmektir.
Eşyanın hakikatine uygun bilgi, eşyanın tabiatına uygun hareket etmeyi gerektirir. Rüzgârın tabiatını bilen kaptan, gemisini ona göre yürütür. Ağaç türlerini bilen marangoz, hızarını ona göre sürer. Toprağını tanıyan çiftçi, ekinini ona göre eker. Bunları tersinden de düşünebiliriz: Rüzgârı ve denizi bilmeden yelken açmak, ağaçları tanımadan marangoz olmak, toprağı anlamadan mahsul almak mümkün değildir. Varlığın mânâsını kavramadan anlamlı bir hayat yaşamak mümkün değildir.
Düşünmek, sonlu ve geçici bir dünyada bulunmanın ölümsüz ruhlarımızda açtığı yaraları sarmak için başvurduğumuz bir tedavi yöntemidir. Kaybettiğimizi bulmak için ayağa kalkmaktır. Bulmak ve bulunmak için varlık âleminin bütün dehlizlerine girip çıkmaktır. Düşünmek, farklı görünen şeylerin aynı olduğunu anladığımız anda aynı gibi görünen şeylerin farklı olduğunu kavramanın sancısıyla aramaya devam etmektir. Çare diye sarıldığımız şeylerin elimizden kayıp gittiğini gördükten sonra batmayan, solmayan, yok olup gitmeyen bir kaynağa doğru uzanmaktır.

Betül

, bir kitap okudu
Puan vermedi·194 syf.·
3 günde okudu
·
2021 36. kitabı
Necip Fazıl Kısakürek
8.7/10 · 3.127 okunma