Ben yaklaşık 7 sene Adıyaman' ın Kahta ilçesinde görev yaptım.
Adıyaman benim mesleğe başladığım yer.
İlk göz ağrım.
Adıyaman' da üçüncü yılımı doldurana kadar hiç çekinmedim o topraklardan.
Meğer yerin altında zamanı gelen bir felaket varmış.
Hikayem şöyle başlıyor,
3 Mart 2017, 14.07' de merkez üssü Samsat olan bir deprem oldu.
Büyüklüğü 5,6 Mw olan bu deprem meydana gelene kadar çevredeki diri faylardan ve riskten habersizdim.
Çevremdeki arkadaşlarım beni bilir, araştırmayı severim.
Ben de bu durumu araştırdım. Teknik bilgim yok. Üniversitede jeoloji ili ilgili herhangi bir ders de almadım. Ben matematik öğretmeniyim ama merakım için bir araştırma, tez veya makale okuyabilirim diyerek "bu nedir?", "şu nedir?" diye başladım araştırmaya.
Okudukça endişem arttı çünkü Doğu Anadolu Fay Zonunu (DAFZ) keşfettim.
Sessiz olan bu kırık kuşağı tarihte pek çok kez agresif davranıp büyük yıkımlar yapmış. Benim yaşadığım yer Kahta ve burası kuzeyde Gölbaşı - Sincik segmentine doğuda Türkoğlu - Pazarcık segmentine yakın bir yer. DAFZ' ın Türkoğlu tarafı yaklaşık 500 yıldır suskundu.
Bu durum ister istemez beni tedirgin etti.
Sessizleştim. Okulda dersimi anlatıyordum ama teneffüslerde bir kenara çekilip düşünüyordum.
O dönem arkadaşlarım "Ailevi bir sorun mu yaşıyorsun diye soruyordu?"
Depremden bahsedince "korkma, nasip, kader..." diyorlardı.
Aslında orada sadece kendim yaşıyor olsaydım korkmazdım en azından bu kadar tedirgin olmazdım.
İşin aslı ben depremden korkmadım.
Ben olası bir felaketten, çaresizlikten korktum.
Özellikle Kahta veya Adıyaman' da hatta civarda hiç akrabam yoktu, büyük bir yıkımda enkazda kim ailemi ve beni arayacaktı?