Kyoto Fuji

Kyoto Fuji
@Kytoo
Öğrenci
Lisans
İzmir
Kayseri
11 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Zorlu Okumalar...
3/10
·312 syf.··
2021 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2021 00:00
Edgar Allan Poe bence -ki bencenin de ötesinde- tartışmasız bir efsane. Özellikle Amerikan edebiyatı denildiğinde aklıma ilk gelenlerden. Ama bu kitap olmamış. Nedenini tam çözemedim ama birşeyler eksik. Öncesinde tanıdığım Edgar Allan Poe değil. Eser, Edgar Allan Poe hikayelerinden oluşuyor. Aslında yazarın başka yayınevlerinden okuduğum başka hikayeleri oldukça akıcı gelmiş ve beni etkilemişti. Oysa bu eseri okumak benim için çok zor oldu. Uzun duraksamalarla okuyabildim. Bilemiyorum başka okurlar keyif almıştır belki ama ben alamadım. Bunun sebebi çevirmenin de etkisi olabilir. Çevirmen en az yazar kadar etkilidir bir eserde. Benzer atasözleri, benzer deyimler bulmak, kültürel farklılığı dengelemek ustalık işidir. Ayrıca sayfanın yarısını işgal eden çevirmen notları da oldukça dikkat dağıtıcı etkiye sahip. Bunlar kitabın arkasında verilebilirdi. Nitekim ben pek tat alamadım. Bu tür durumlarda İngilizce bilmenin kıymetini çokça anlıyorum. Çünkü en iyisi aslından okumak olsa gerek. Tavsiye etmem, başka derlemelere ulaşmanız daha iyi olacaktır.
1000 Kitap
Tuhaflık MeleğiEdgar Allan Poe · Ren Kitap · 2019408 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Deniz' e veda ve Deniz' e merhaba! "Beklediğim gibi mi?"
5/10
·140 syf.··
2021 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2021 00:00
Bu uyarımı daha önce başka bir incelemede daha yazmıştım. Burada da yazmam gerektiğini düşünüyorum. Baştan belirteyim garip garip anlamlar çıkmasın, burada yazarın şahsı ile ilgili düşüncemi değil, eserle ilgili görüşlerimi paylaşıyorum ama yazara toz kondurmayız derseniz yapacak birşey yok, okumamanızı, ya da okumadan yorum yapmamanızı tavsiye ederim. Sadece ESERLE ilgili düşüncelerimi ve deneyimimi yazmaya başlayayım o zaman! Zülfü Livaneli gerçekten harika eserlere imza attı ve bu eserler de okur tarafından gereken ilgiyi gördü. Ancak Balıkçı ve Oğlu' nun hem yazarın ortalamasının oldukça altında olduğunu hem de gelişigüzel yazılmış bir uzun hikaye olduğunu düşünüyorum. Eserde yazarın dikkat çekmek istediği uluslararası göç ve bu noktada yaşanan dram gerçekten saygıyı hakediyor ama bunun eser bütününe akıcı aktarımı söz konusu değil. Hikayenin içerisinde ilerlerken birden reklam arası gibi araya serpiştirilmiş göç konusu hem bütünlüğü bozmuş hem de hikayenin akıcılığını olumsuz yönde etkilemiş. Buradan sonrası spoiler içerebilir. Hikaye Bodrum' un kırsalında geçimini balıkçılık yaparak sürdüren, dürüst, iyi niyetli, dini hassasiyetleri olan ama bir yönden de bu konuda farklı düşünceleri olan Mustafa, Mustafa' nın hayat arkadaşı Mesude ve elim bir kazada denizde kaybolan Deniz' in hayatını anlatmaktadır. Oğulları Deniz' in kaybından sonra Mustafa ve Mesude kendi içine kapanmış, özellikle Mustafa kendini sosyal hayattan tamamen soyutlamıştır. Kimseyle konuşmaz, gülmez, eğlenmez, arkadaşlarıyla görüşmez, hatta belki hiç üzülmez. Mustafa duygularını yitirmiş bir halde yaşamaktadır. Hikayenin ilerleyen kısımlarında öğrendiğimiz üzere Mesude' nin bir kez daha hamilelik yaşaması ve bebek sahibi olması, Mesude için büyük risk taşımaktadır. Bu sebeple evladını kaybeden ailemiz
1000Kitap
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
Çok oldunuz be serçeler Kapatırım şimdi kapıyı Dedim Dinlemediler beni Ben de kapatmadım kapıyı Varsın dinlemesinler
Deprem!
Ben yaklaşık 7 sene Adıyaman' ın Kahta ilçesinde görev yaptım. Adıyaman benim mesleğe başladığım yer. İlk göz ağrım. Adıyaman' da üçüncü yılımı doldurana kadar hiç çekinmedim o topraklardan. Meğer yerin altında zamanı gelen bir felaket varmış. Hikayem şöyle başlıyor, 3 Mart 2017, 14.07' de merkez üssü Samsat olan bir deprem oldu. Büyüklüğü 5,6 Mw olan bu deprem meydana gelene kadar çevredeki diri faylardan ve riskten habersizdim. Çevremdeki arkadaşlarım beni bilir, araştırmayı severim. Ben de bu durumu araştırdım. Teknik bilgim yok. Üniversitede jeoloji ili ilgili herhangi bir ders de almadım. Ben matematik öğretmeniyim ama merakım için bir araştırma, tez veya makale okuyabilirim diyerek "bu nedir?", "şu nedir?" diye başladım araştırmaya. Okudukça endişem arttı çünkü Doğu Anadolu Fay Zonunu (DAFZ) keşfettim. Sessiz olan bu kırık kuşağı tarihte pek çok kez agresif davranıp büyük yıkımlar yapmış. Benim yaşadığım yer Kahta ve burası kuzeyde Gölbaşı - Sincik segmentine doğuda Türkoğlu - Pazarcık segmentine yakın bir yer. DAFZ' ın Türkoğlu tarafı yaklaşık 500 yıldır suskundu. Bu durum ister istemez beni tedirgin etti. Sessizleştim. Okulda dersimi anlatıyordum ama teneffüslerde bir kenara çekilip düşünüyordum. O dönem arkadaşlarım "Ailevi bir sorun mu yaşıyorsun diye soruyordu?" Depremden bahsedince "korkma, nasip, kader..." diyorlardı. Aslında orada sadece kendim yaşıyor olsaydım korkmazdım en azından bu kadar tedirgin olmazdım. İşin aslı ben depremden korkmadım. Ben olası bir felaketten, çaresizlikten korktum. Özellikle Kahta veya Adıyaman' da hatta civarda hiç akrabam yoktu, büyük bir yıkımda enkazda kim ailemi ve beni arayacaktı?
Deprem