Sen ve ben
Yanacağız bu ateşte çaresiz
Bu alınyazımız bizim
Baksana, nasıl tutuşuverdik birdenbire
Ansızın nasıl da yakalandık
Bak! Bir el derinlere çekiyor bizi
Çok geç, kaçamayız artık
Anası onu gezmeye götürürken bir saat saçlarını düzeltmeye uğraştığı halde,ne anasının,ne babasının aklına bu kafanın içi ile de bir parça meşgul olmak düşüncesi geçmemiştir. Onlar işportaya konan bir elma gibi onu süsleyip temizlemişler,parlatmışlar,sonra yağlı bir müşteriye okutmuşlardı.Kız yetiştirmekten de gaye bu değil miydi?
Bizim küçük Anadolu şehirlerimizde bu müzmin evlenme hastalığı daima hüküm sürmektedir. En kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu amansız mikroptan yakalarını kurtaramazlar ve kör gibi,önlerine ilk çıkanla evleniverirler.
Halbuki Muazzez'e karşı olan hisleri büsbütün başkaydı. Onu hariçte bir mevcut, yabancı ve başka bir insan olarak düşünmüyor; kendinin bir parçası,kolu,gözü ve yüreği olarak tasavvur ediyordu. Burada beğenmek veya beğenmemek,sevmek veya sevmemek,hayran olmak veya küçük görmek bahis mevzuu olamazdı.
Yaşamı boyunca,rıhtımdaki büro,odası ve uykuları,lokantası ve metresleri arasında,tek bir arayışla,bir mutluluğun ardından koşmuştu,oysa herkes gibi o da bunun olmazlığına yürekten inanıyordu.