Para yoksulluğun sebebidir; çünkü o, çalışmayacak kadar tembellerin, işçilerden emekleriyle ürettikleri semereyi gasp etmesine imkân veren bir araçtır.
Toplum bize 'ahlaklı ol' derken aslında 'sistemin dişlileri arasında ezilirken sesini çıkarma' demek istiyor. Biz ise bu sahte ahlak yasalarıyla birbirimizi suçlayıp duruyoruz, oysa asıl suç makinesi başımızın üzerinde dönmeye devam ediyor. Bu makineyi durdurmadığımız sürece, birbirimize karşı bencil olmaya mahkûmuz.
O not, artık ölen adamın değil, hayatta kalanların vicdanındaki o derin ve hiç kapanmayacak olan yaranın ismiydi. Dışarıda hayat, sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor; zenginlerin sofralarında yemekler tüterken, o boş mutfak duvarındaki kağıt, sessiz bir haykırışla tüm dünyayı suçlamaya devam ediyordu.
Eğer bu bir suçsa, suçlu sadece o kağıdı bırakan değil, bu şehri kuran, o villaları boyatan, o fabrikaları işleten ve herkesin karnı tokken bir adamın evindeki mutfağın boş kalmasına göz yuman herkesti....