Bazı kitapları okumaz , onlara çarparız. Benim için bu sabah tam olarak böyle başladı 2 saat bir boşluğum vardı," İncecik kitap, vaktim de var, biraz bakarım", diye elime aldığım o iki saat, hayatımın en sarsıcı yolculuklarından birine dönüştü ,yerden yere vurdu .
Kadın hiçbir cümleyi sansürlemeden yazmış. Ne bir nezaket maskesi var,ne bir başkası ne der kaygısı... O kadar olduğu gibi ki okurken insanın kemikleri sızlıyor.Kendimi bulduğum kitaplardan birisi oldu . Ben de duygularını kendisi gibi pek saklayan biri değilimdir, zaten insanlar neden duygularını saklar buna bir türlü anlam verememişimdir,ama en doğrusunu onlar yapıyorlar gibi ... İnsan bazen kendisinden kaçar ya da kaçacak yer arar ama bu kitap ona yer bile bırakmamış; her cümlede bak sen de tam olarak böylesin diyor . İncecik bir kitaba nasıl böyle bir dünya sığar anlam veremedim . Kitap için bir inceleme yazmak istedim ama incelemeye bile mecalimi bırakmayan bir kitaptı... Şu an kendi iç dünyamın uçurumunda buz gibi olan kahvemi içiyorum.