"Matematik evrenin dilidir ama şüphelerden oluşan bir gölgenin ötesinde onu ispatlamanın imkanı yoktur. Ne zaman bir şeyin sonuna varmayı başarsak garip bir sır perdesi gizemin son kısmını görmemizi engeller. İşte yaratıcının imzasını gizlediği yer burasıdır. Her şey öylesine bir incelikle tasarlanmıştır ki, en derin sırların açığa çıkarılması mümkün değildir."
Sorun, benim, vücudumda dolaşan kimyasal maddelerin, nöronlar arası elektrik akımlarının, DNA'da kodlanmış genetik mirasımızın ve çok sayıda iç ve dış etkenlerin bir ürünü olmam. Beynim bilgisayar gibi çalışan karmaşık bir elekrokimyasal makine ve bilincim de var olduğum için sahip olduğum bu kavram, bir tür programdır. Bir açıdan beyin, donanım; bilinç ise yazılım olarak bile kabul edilebilir. Doğal olarak bunun sonucunda bazı ilginç sorular akla gelir. Bir bilgisayarın ruhu var mıdır? Eğer insan çok gelişmiş bir bilgisayar ise bir ruha sahip midir? Elektrik kesilirse ruh yaşamaya devam eder mi? Nerede ve ne şekilde devam eder?
"Dünyanın kurallı ahenginde tecelli eden Spinoza'nın tanrısına inanıyorum. Evrenin güzelliğine ve basit mantığına hayranım. Evrenin bütününde kendini gösteren bir tanrıya inanıyorum."
"Bir insan için neredeyse imkansız olanı yapmak, arzularını gerçekleştirmekten vazgeçmekle de yetinmeyip, o arzuları hissederken, bu arzuların varlığını kendinden bile saklamaya uğraşmak, bu arzuları isimsiz ve belirsiz bir duyguya dönüştürmek, bir kavuşmanın hayalini kurmayı bile günah kabul etmek, var olan duyguyu yok etmiyordu."
"Her şeye rağmen kadın kalabilmekse en büyük zaferdi! Çünkü dünyanın en çok kadınlara ihtiyacı varken, sadece üç beş abazan aç bırakılmış cinselliklerine mazeret arıyor diye, objeleştirilen kadının tüm varlığını hayattan çekip saklanması hayata ihanet değil miydi? Kadının görev almadığı bir toplum köleliğe hizmetteydi."