Adalet, eğer gerçekten adalet olmak istiyorsa, bireyin hakkını, hukukunu, özgürlüğünü ve eşitliğini savunmak zorundadır. Bireyi ezilmişlikten, haksızlıktan ve baskıdan kurtarmayan, tersine bunun böyle sürmesini isteyen ve buna göre davranan adalet asla adalet değildir; adalet, özgürlüğü ve eşitliği koruyup kolladığı oranda adalettir...
En zorda olanı, en çaresiz olanı, en fazla sesi kısılmış olanı, en fazla umuda ihtiyaç duyanı anlatmak... Dünya edebiyat tarihi bu değilse nedir o zaman?
Ben, korkunç kötülük ve felaketlerin doğal hale geldiği, bir olguymuş gibi algılandığı, yalan ve manipülasyonun egemen olduğu ve bir umut gibi görüldüğü, tüm bunların mutlak bir gelecekmiş gibi devam edegeldiği zamanların çocuğuyum. Vahşi bir baskı ve zorbalığın yarattığı bu yalan ve manipülasyon zamanının hep vurgulamam gereken kimi önemli özellikleri vardı; umutsuzluk, duygusuzluk, boşvermişlik, bayağılık, basitlik ve entelektüel yaratıcılıktan uzak, anlamsız bir günlük yaşam. Yani ruhu esir alınmış, ruhunun sesini duymayan bir zaman, hayat, toplum ve insan.