Mehmed Uzun için, "Hayat, düşler ve sözler; onun Dicle'ye Yakarış'ında dörtnala giden rahvan atlar gibidir. Bir kez sayfalarının arasında koşturmaya başladılar mı durdurabilene aşk olsun," der. Okuduğum her eserinden sonra bu sözün o derin etkileyiciliğini daha iyi anlıyorum.
Mehmed Uzun'un otobiyografik anlatı türünde yazmış olduğu, yazarla henüz tanışmamış olanların yazarı ve eserlerini daha iyi anlaması için tavsiye edebileceğim en uygun eser.
Mehmed Uzun; çocukluğundan başlayarak yaşamış olduğu baskıları, dışlanmışlığı, ezilmişliği, haksızlığı, unutturulmuş olan kültürünün ve dilinin tarihini gün yüzüne çıkarmak için bu zorluklarla nasıl boğuştuğunu ve bu kitabında da özgün edebi bir dille yaratmış olduğu eserlerle bunlarla nasıl mücadele ettiğini anlatıyor.
Yasaklı dil, yasaklı roman, yasaklı yazar...
Ve bu yasaklara kendi ana diliyle yaratmış olduğu eserlerle başkaldıran bir isim. Üstelik sürgünün yaratmış olduğu zorluk ve karamsarlığa rağmen.
Son olarak kitabın isminden de yola çıkarak gökkuşağının farklı renklerle oluşturduğu o güzellik gibi farklı dil, din ve kültürlerin de hayatımızı daha güzel ve anlamlı kılacağını düşünüyorum. Dünyaya bu bakış açısıyla baktığımızda eminim ki hayat daha yaşanılır bir hale gelecek...
Keyifli okumalar :)