Leylaa

10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:47
"Hachiko, tren istasyonunda Profesör Ueno'yu bekleyeli yıllar geçmiş olsa da, hiçbir zaman unutulmadı..." S.139 Öncelikle söylemek istediğim şey, bu kitaptan süslü, edebi cümleler beklemeyin. Yazar, yalın bir anlatımla okuyucuların dikkatini doğrudan Hachiko'nun dokunaklı hikâyesine odaklıyor çünkü. Kitabın bu kadar etkileyici olmasının sebebi de sanırım bu samimi sadelik. Yazarın gerçek bir hikâyeden yola çıkarak kaleme aldığı bu kitap; sahibi vefat ettikten sonra yıllarca aynı istasyonda onu bekleyerek sadakatin, inancın, umudun, dostluğun, vefanın, saf ve koşulsuz sevginin ölümsüz bir simgesi haline gelen Akita cinsi bir köpek olan Hachiko'nun hikayesini anlatıyor. Shibuya İstasyonu'nda heykeli dikilerek bir sembol haline gelen Hachiko, vermiş olduğu bu anlamlı mesajlar sebebiyle Japonya'daki okullarda ders olarak işlenmekte aynı zamanda. Eğer sizin de hayatınızda böyle bir can dostunuz varsa, ya da içinizde hayvanlara karşı ufak da olsa bir sevgi taşıyorsanız, bu kitabın uyandırdığı duyguları daha derinden hissedeceksiniz diye düşünüyorum. Belki de benimde kitaptan bu denli etkilenmemin sebebi geçen yıl kaybettiğim kedim Dico'yu bana hatırlatmasıdır...:((( Okurken gözyaşlarıma engel olamadığım o özel kitaplar listesinin en başına yerleşti bu kitap... Kesinlikle okumanızı öneririm...
Edebiyat
HachikoLeslea Newman · Yakamoz Yayınevi · 20222,634 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Halil Cibran'ın üç kısa öyküden oluşan bu eseri, kısa öykülerle çok şey anlatan, oldukça etkili mesajlar içeren bir kitap. Okuduğum diğer eserlerine kıyasla belirli bir olay örgüsüne sahip olması kitabı daha da sürükleyici hale getirmiş. Yazar, “Vadinin Perileri” öyküsünde bir kadının hayatı üzerinden toplumun ahlaki yargılarını sorgularken, “Çağların Külü ve Sonsuz Ateş” öyküsünde aşkın zamana karşı ölümsüzlüğünü etkileyici betimlemelerle kaleme almış. Kitapta en çok beğendiğim öykü olan “Deli Yahya” da ise; din adamlarının inancı nasıl bir güç ve çıkar aracı olarak kullandıklarını, kendileri her türlü imkâna sahipken yoksulları din maskesi altında nasıl sömürdüklerini ve verdikleri vaazlarla toplumu nasıl manipüle ederek etki altında tuttuklarını görüyoruz. “Siz kalabalıksınız, bense tek başımayım. Bana dilediğinizi yapabilirsiniz. Kuzu gece karanlığında kurda yem olabilir, ama kanı şafak söküp güneş doğana kadar vadinin taşlarını boyar.” Kitabın son cümlesi olarak Yahya'nın dile getirdiği bu sözler, düzene ve ikiyüzlü din anlayışlarına karşı tek başına verdiği mücadelenin önemini ve bu mücadeleyle toplumun uyanışına nasıl ışık tutacağını açıklıyor. Bir fincan kahve veya çay eşliğinde bir solukta okunabilecek, okuru bazı şeyleri sorgulamaya iten, kısa ama etkili bir kitap okumak isteyenlerin tercih edebileceği anlamlı bir eser... Keyifli okumalar:))
Edebiyat
Vadinin PerileriHalil Cibran · Martı Yayınları · 20211,331 okunma
10/10
·391 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 21:05
Şehmus Diken, Mehmed Uzun için, "Hayat, düşler ve sözler; onun Dicle'ye Yakarış'ında dörtnala giden rahvan atlar gibidir. Bir kez sayfalarının arasında koşturmaya başladılar mı durdurabilene aşk olsun," der. Okuduğum her eserinden sonra bu sözün o derin etkileyiciliğini daha iyi anlıyorum. Ruhun Gökkuşağı Mehmed Uzun'un otobiyografik anlatı türünde yazmış olduğu, yazarla henüz tanışmamış olanların yazarı ve eserlerini daha iyi anlaması için tavsiye edebileceğim en uygun eser. Mehmed Uzun; çocukluğundan başlayarak yaşamış olduğu baskıları, dışlanmışlığı, ezilmişliği, haksızlığı, unutturulmuş olan kültürünün ve dilinin tarihini gün yüzüne çıkarmak için bu zorluklarla nasıl boğuştuğunu ve bu kitabında da özgün edebi bir dille yaratmış olduğu eserlerle bunlarla nasıl mücadele ettiğini anlatıyor. Yasaklı dil, yasaklı roman, yasaklı yazar... Ve bu yasaklara kendi ana diliyle yaratmış olduğu eserlerle başkaldıran bir isim. Üstelik sürgünün yaratmış olduğu zorluk ve karamsarlığa rağmen. Son olarak kitabın isminden de yola çıkarak gökkuşağının farklı renklerle oluşturduğu o güzellik gibi farklı dil, din ve kültürlerin de hayatımızı daha güzel ve anlamlı kılacağını düşünüyorum. Dünyaya bu bakış açısıyla baktığımızda eminim ki hayat daha yaşanılır bir hale gelecek... Keyifli okumalar :)
Edebiyat
Ruhun GökkuşağıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 2013907 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 00:55
İngiliz yazar Anthony Burgess kendisine beyin tümörü tanısı konulması ve bir yıldan az ömrünün kaldığını öğrenmesi sonucu, öldükten sonra karısının geçim sıkıntısı çekmemesi için kitap yazmaya karar verir. Birkaç roman yazdıktan sonra teşhisin yanlış olduğunu öğrenir. Ama bu süre içinde Burgess, yazmış olduğu eserler sonucu tanınan bir yazar haline gelmiştir bile. Yazarın en bilinen eseri olan Otomatik Portakal distopya türünde yazılmış, kötülüğün kötülükle çatışması üzerinden kurgulanmıştır. Romanın başkarakteri Alex'in dilinden anlatılan kitap; kötülük, şiddet, özgür irade, siyaset, din, felsefe, toplumun aile yapısı gibi konularla okuyucuya toplumun ahlaki yapısını sorgulatıyor. Bir insanın iyilik veya kötülüğü seçme hakkının elinden alınması ve otomatik bir makine gibi iyiliğe zorlanması bir düzen mi oluşturur yoksa daha büyük bir kaosa mı sürükler? Kitabı okuyan her okurun bu soruya kendine özgü bir cevabı olacağını düşünüyorum. Kitabı okurken okuduklarımın sadece kurgu olarak kalmasını o kadar isterdim ki... Ama ne yazık ki okuduğumuz karakterlerin gerçekte de var olduğunu bilmek, kitabın oluşturduğu etkiyi daha da yoğunlaştırıyor.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024113,2bin okunma
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 23:52
1998 Nobel Edebiyat Ödüllü yazar José Saramago bu kitabında bilinmeyen bir ülkede tek bir kişiyle başlayan bir körlüğün yavaş yavaş ülkenin bütün insanlarına bulaşması (tek bir kişi hariç) ve beyaz illet olarak adlandırılan bu körlüğün insanların içinde yatan barbarlığı nasıl ortaya çıkardığını etkileyici bir şekilde anlatıyor. Körlük denen şeyin sadece gözlerle ilgili olmayışı, insanların görmek istemediklerinin aslında en büyük körlük olduğu, toplumda bir salgın olarak büyüyen ve gözlerin görmediği körlükten daha tehlikeli olan vicdanın, ahlakın, iyiliğin, erdemin vb... körlüğüne dikkat çeken yazar aslında bir kurgudan çok içinde yaşamış olduğumuz toplumun gerçeklerini yüzümüze çarpıyor. 'Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa niye okumaya zahmet edelim ki...' sanırım kitabın etkileyiciliğini en iyi bu alıntıyla ifade edebilirim. İnsanoğlunun yapabileceklerinin bir sınırı olmadığını ne yazık ki bu kitapla birlikte tekrar sert bir şekilde kavramış oldum. Okunması gereken kitaplara eklenmeli...
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024132,2bin okunma