Sana teşekkür borçluyum evlat... Bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek bir tek,ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin.
Karabasan gibi üzerime çöken kasvetli boğucu his. Ruhumdaki kırıklık ve yaralanmışlık sesime yansıyor. Acaba bu hislerden bir gün kurtulabilecek miyim. Kurtulmanın tek yolu yalnızlık mı? Yoksa yalnızlık bile kurtarmaz mı bu hislerden. Belki de kendimden kurtulduğum gün bu hisler sonsuza kadar yok olur. Aksini düşünmek istemiyorum ruhum bedenimden ayrıldığında bu hisleri taşımaya devam etmek sonsuza kadar sürdürmeyi düşünmek dahi istemiyorum.
Müşkül vaziyette kalan bir insan için böyle hükümler verilir mi? Asıl iyilik tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir; halbuki biz bütün hüsnüniyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle fena addediyoruz!