Arzu

Arzu
@Ladymacbeth_
9/10
·128 syf.··
2022 149. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2022 18:52
Kısa sürede okunabilen, akıcı bir novella. Bir doktor (?) ve beş hastanın hikayelerinden ibaret olmasına rağmen bütünlüklü bir yapısı var. Parçalanmışlığa rağmen bir bütünlük. Hem farklı kahramanların gözünden anlatılan hem de rüyayla gerçeğin birbirine karıştığı eserleri çok sevdiğimden bu kitabı okumak benim açımdan harika bir deneyimdi. Kahramanların travmalarıyla baş etmek için uydurduğu hikayeler çok fantastik ve ilgi uyandırıcı. Bu bölümlerde yazarın masalsı üslubuna bayıldım. Bana Latife Tekin'i hatırlattı, ama Latife Tekin'den daha çok beğendim Mine Söğüt'ün dilini. Kahramanların gerçek hikayeleriyse yer yer rahatsız edici ve acıklı. Kadın kahramanların yaşadığı olaylarda kadınların yaşadığı sorunlara kadın gözüyle bakmak ayrıca hoşuma gitti açıkçası. Yine de kitabın doğrudan doğruya kadın sorunlarını vurgulamak gibi bir amacı yok. Anlatılanların hepsi insanlığın problemleri. Bu da kitabın etkileyiciliğini daha da arttırıyor. Rüya tabirleri, fantastik ögeler o masalsı havaya hizmet edip metnin sürükleyiciliğine sürükleyicilik katsa da asıl katkılarını kurguya yapıyorlar. Kurgusal anlamda çok başarılı bir anlatı. "Zamanın göreceli olduğunun bir yerlerde yazdığını o gün bilmiyordum, bugün de bilmem. Ama içimde hissederim. Zaman benim oyuncağım. Onu ince parmaklı, ince kemikli, ince damarlı elimin içine alır, hiçbir avucun sahip olamayacağı sertlikteki avucumun içinde kıvır kıvır çeviririm, ezerim, sindiririm. Zaman benden korkar. Ben zamanı bir hayal ustasının hüneriyle parmaklarımda oynatırım."
Edebiyat
Beş Sevim ApartmanıMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20199,1bin okunma
Reklam

Arzu

, bir kitap okudu
9/10
·128 syf.··
4 günde okudu
·
2022 149. kitabı
Mine Söğüt
8.3/10 · 9,1bin okunma

Arzu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·348 syf.·
23 günde okudu
·
2022 148. kitabı
Nikos Kazancakis
7.9/10 · 20,6bin okunma
7/10
·303 syf.··
2022 147. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2022 12:36
Kitap, denemeler, nihilistin sözlüğü, bir devlet düşmanıyla röportaj adlı üç bölümden oluşuyor. Anarko-ilkelci olan Zerzan, denemeler bölümünde içinde bulunduğumuz sistemin başından beri tıkanmış ve sürdürülebilir olmadığı düşüncesini uygarlığı oluşturan temeller etrafında işliyor. Ona göre avcı-toplayıcı dönem insanlığın altın çağı. Bu dönemde insanlar çok daha sağlıklı, doğalarına uygun, iktidar ve tahakkümün olmadığı, cinsiyetler arası eşitsizliğin olmadığı bir dönem yaşıyor. Fakat zaman kavramının ortaya çıkışı, dilin kullanımı, din ve din adamlarının oluşturduğu ayrıcalıklı sınıflar, tarım, sayılarla her şeyin ölçülebilir hale gelmesi, iş bölümü, sanayi, modernleşme her biri birbirini tetikleyen domino taşları gibi ardı ardına geliyor ve Zerzan’a göre insanın cennetten kovuluşu böyle gerçekleşiyor ve yabancılaşmış insan ortaya çıkıyor. Modern topluma yönelttiği eleştirilerde haklılık payı olsa da hatta bunlardan bazıları etkileyici biçimde ifade edilmiş olsa da kendi tezini kanıtlamaya o kadar odaklı ki bazı noktalarda bu kadar da olmaz diyorsunuz. Özellikle tarımın insanlık için bir felaket olduğunu öne sürerek tarımla uğraşmayan ilkel kabilelerin hep olumlu özelliklerinden bahsetmesi objektifliğini sorgulatıyor. Ben modernizm ve postmodernizm ekseninde günümüz toplumuna yönelik düşüncelerinden bahsettiği kitleselleşen sıkıntı psikolojisi ve postmodernizm felaketi bölümlerini daha bir zevkle okudum. Özellikle Freud ve insanın nevrotik yapısıyla ilgili söyledikleri ilgi çekiciydi. Bu bölümlerde Derrida, Barthes, Foucault, Deleuze, Baudrillard gibi düşünürlerden ve öne sürdüklerinden bahsediyor. Bu isimler, simülasyon, postyapısalcılık, postmodernizm gibi kavramlar hakkında bir fikriniz yoksa okumanızı önereceğim bölümler değil. Kitabı okurken aklıma sık sık
Düşünce
Gelecekteki İlkelJohn Zerzan · Kaos Yayınları · 2000184 okunma