Ortaçağ'ı ve polisiyeyi ayrı ayrı seven biri olarak bu ikisinin tek bir kitapta birleşmesi benim açımdan muazzamdı. Roman William adlı bir sorgucu rahiple çömez Adso'nun bir manastırda art arda gerçekleşen cinayetleri çözmeye çalışması üzerine kurulu. Fakat tek başına bir cinayet romanı değil. Aynı zamanda bir tarihi roman da. Olayların temelinde suç var gibi gözükse de tanrıbilim, felsefe, dönemin siyasi çatışmaları eseri ayakta tutan unsurlar. Postmodernist bir anlatı olduğundan üst kurmaca ve metinler arasılık romanı anlamak adına önemli noktalar. Eserde pek çok gönderme var: William'ın İngiliz ve Baskervilleli olması
-Sherlock- , İncil'den alınmış Deccal kısımları, olayların anlatımının yedi günlük bir süreyi kapsaması, Aristo'nun Poetika'sı, Müslüman bilim adamları ve eserleri ilk etapta aklıma gelenler.
Sıradan bir polisiyeden farklı olarak romanın yavaş bir ritmi var. Bu konudaki eleştirileri Eco, Ortaçağ'da özellikle bir manastırdaki hayatın akışının yavaşlığıyla açıklamış. Kitaptaki yedi gün bölümlemesi ve her günün tan sökümü, sabah, öğle gibi vakitlere ayrılması çok hoşuma giden bir detaydı. Modern insanın zaman algısından farklı olarak daha sakin bir akış ve ibadet saatlerine göre bir sınıflama var romana hakim olan zaman diliminde.
Manastırın ve dönemin kasveti, kitaplığın labirent şeklindeki tasarımından kaynaklanan karmaşa çok güçlü bir şekilde betimlenmişti. Bilgiyi elinde tutanın gücün sahibi olması bu nedenle kitaplığa girme izninin belirli kişilerde olması, bu belirli kişilerin diğerlerini istediği gibi manipüle edebilmesi, kilise zenginlik içinde yaşarken halkın acınası yoksulluğu, dini tartışmaların bile ana eksenini inancın değil de iktidarı elde tutma ve güç gösterisi gibi inanılmaz maddi şeylerin oluşturması etkileyici ayrıntılardı.
Özellikle