anlaşılmak ister insan sadece anlaşılmak,
Anlaşılmak sadece. Anlamayı bir köşeye bırakarak. İşte bu bütün yanılgıların başlangıcıdır, kimse senin kadar özel değildir fakat sen de aslında o kadar özel değilsindir. Dünya yalnız bir yerdir bu çıplaklığımızı kapatmak için sürekli arkadaşlar, dostlar buluruz ve bir gün rüzgar eser herkes uçar gider yine çıplak kalırız lakin ilk kez çıplakmışız gibi ağlarız oysaki kabullenmek ve uçan parçaları toplamaya çalışmak belki işimizi görebilir ama uçan parçalar dostlar arkadaşlar yere düşmüş kirlenmiş veyahut soğumuş ve sertleşmiştir. Onları etimize yasladığımızda artık bize sıçaklık değil saf soğuklun acısını tatdırıyor ve bu üşümekten daha çok canımızı yakıyordur. Peki yapılması en sağlıklı olan nedir? İşte bu kişiye göre değişir. Kimi o acıyı çeker birgün ısınma umuduyla, kimisi atar o sert ve soğuk parçayı yeni taze ve sıcak parçalar arar kimisi ise üşümeye rağzı olur. Çünkü üşümek yani yalnızlık ısınmanın hazzını vermesede çilesinide çekmeye zorlamaz. Fakat insan ne kadar üşüyebilir ki donmadan önce? Melesef üşümek alışılacak bir eylem değildir. Gittikçe artan şiddeti ya sizi ışınmaya mecbur kılar yada yalnızlıktan donarak ölürsünüz...