İşte insan doğasının kusuru-en parlak yıldızların üzerinde bile lekeler vardır; Miss Scatherd'ınki gibi gözler ise sadece bu küçücük lekeleri görür ama yerküreyi kaplayan parlaklığa karşı kördür..
Hangi durumda olursa olsun, kadınların acı çekme nedenleri erkeklerinkinden daha çoktur, onlardan daha çok acı çekerler. Erkeğin gücü vardır, gücünü bilir, etkisini gösterir, gider, uğraşır, düşünür, geleceğe sarılır, bunu da avuntular bulur. Charles da böyle yapıyordu. Ama kadın durur olduğu yerde, bir türlü aklından çıkmayan kederle baş başa kalır, kederin açtığı uçurumun ta dibine kadar iner, onu tartar, çoğu zamanda dilekleriyle, gözyaşlarıyla doldurur onu . Eugénie de böyle yapıyordu. Alın yazısına alışıyor, onu öğreniyordu. Duymak, sevmek, acı çekmek, kendini vermek; kadınların yaşam öyküsü hep bu olacaktır...