Hayatın, insanlığın çoğunluğu için, içtenlikle yaşanması gereken bir mutluluk değil, baskılar ve cezalarla ve inanılması gereken yalanlarla yapılmış dar bir alanda, sürekli bir rol yapma hali olduğunu, ilk bu sıralarda sezmeye başlamış olmalıyım.
Her halk iyiye ve kötüye ilişkin kendi dilini konuşur; komşusu anlamaz bunu. O kendi dilini törelerinde ve yasalarında yaratmıştır. Oysa devlet iyinin ve kötünün tüm dilleriyle yalan söyler; her söylediği de yalandır.