Last nova

Last nova
@Lastnova
10 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Masal tadında insanlar tanıdım, bir varmış bir yokmuşlardı.
Reklam
Yani, her yarım akıllı yöneticilik kitabında anlatılan “sol ve sağ beyin yarımkürelerini” unutun. Sezgisel ile akılcı düşünme arasındaki fark çok daha önemli. İkisinin de meşru faaliyet alanları var. Sezgisel düşünme hızlı, kendiliğinden ve enerjiden tasarruflu. Akılcı düşünme yavaş, zor ve çok kalori (kan şekeri şeklinde) yakıyor.
Düşünme biyolojik bir olgudur. O, hayvanların vücut şekilleri ya da çiçeklerin renkleri gibi aynı şekilde evrim tarafından şekillendirilmiştir. Varsayalım, 50.000 yıl geri gittik ve atalarımızdan herhangi birini alıp günümüze getirdik, kuaföre yolladık ve akabinde üzerine Hugo-Boss kıyafetler giydirdik –artık yolda sokakta göze batmaz. Elbette, dilimizi, araba sürmeyi, mikrodalga fırını kullanmayı öğrenmesi gerekirdi, ama bunları bizim de öğrenmemiz gerekti zaten. Biyoloji her türlü kuşkuyu bertaraf etti: Bedensel olarak, kibuna beynimiz de dâhil, Hugo-Boss (ya da duruma göre H&M) kıyafetleri içinde avcı ve toplayıcılarız.
Sonuç, akıldışıcılığının soğuk bir teorisiydi ve şunu diyordu: Düşünme kendiliğinden saf değildir, hata yapmaya yatkındır. Hem de bütün insanlarda. Üstün zekâlılar bile tekrar tekrar aynı düşünce hatalarına düşer. Ve bu hatalar tesadüfi dağılıma sahip değildir. Düşünce hatasına göre belirli bir yöne doğru sistematik şekilde yanlış ilerleriz. Bu, hatalarımızı öngörülebilir ve belirli bir dereceye kadar düzeltilebilir kılar. Belirli bir dereceye kadar –tamamen değil.
Yüzyıllar boyunca akıldışıcılığın bu sıcak teorisi kaynayıp durdu. Calvin’de duygular kötüdür ve ancak Tanrı’ya odaklanmak onları bastırabilir. İçlerinden duyguların lav kitlesi püskürenler şeytanın insanlarıdır. Buna uygun şekilde işkence edilir ve öldürülürlerdi. Freud’da duygular (altbenlik/ İd) ego (benlik) ve süperego (üstbenlik) tarafından kontrol edilir, ama bu nadiren başarılır. Bütün zorlamalara, bütün disipline rağmen duygularımızı düşüncelerimizle tamamen kontrol edebileceğimize inanmak hayalcilik olurdu – saçlarımızın uzamasını düşüncelerimizle etkileme çabası kadar büyük hayalcilik.
Reklam