"Şirk dininin her zamanki çabası şu olmuştur: Tabiat öncesi inancı, ilah veya ilahlara olan inancı, ahiret inancını ve mukaddesata olan inancı kullanarak; gaybî güçlere olan imanı tahrif ederek, kısacası bütün dinî ve itikadî esasları kitabına uydurarak ve tahrif ederek mevcut durumu meşru göstermek ve temize çıkarmak. Yani dinî kullanarak halka; 'Sizin toplumunuzun içinde bulunduğu durum, olması gereken bir durumdur.' inancını kabul ettirmek... Zira sizin bu durumunuz, Allah'ın iradesinin bir tecellisidir, takdiri ilahî böyleymiş, sizin ve toplumunuzun alınyazısı böyle çizilmiş."
"Yer, yüktür; ama, yönü belirsiz bir yol da,
bir o kadar yüktür - meğer ki yürüyen kişi,
yolun kendisini yön - yani yer-
edinmiş ola: O zaman, hafiftir."
"Yerleşiklik, her bir yandan bağlandığımız,
hepsi de gergin zincirlerin verdiği bir
dinginliktir ancak -yani, bir sıkı
kölelik...
Ama, 'mutlak kölelik' dışında, her kölelik,
köleye devinimde bulunduğu izlenimini verecek kadar gevşek tutar onun zincirlerini
- gerginlik, zincirden zincir olarak
uzaklaşma çabasıyla belirir;
böylece de kişi, çok devingen olduğu,
sürekli etkinlikte bulunduğunu sandığı
bir edilgenlik, bir sürüklenme içinde
yuvarlanıp - gitmez..."
'Nesnellik' denen öte-beriye zaten hiç
ulaşamadığımız, ulaşamayacağımız gibi,
tutsağı olduğumuz (sözümona) 'öznellik' de,
kendi elimizde değildir zaten
- ancak 'nesnel' bir biçimde 'öznel'izdir!