"Ne oldu dayı? Eski neşenden eser yok," demişti Raziye. Uzun süre susmuş, ne diyeceğini bilememiş, sonra kırık bir sesle konuşmuştu dayısı: "Hayatı kaçırmış olduğumu anladım, kızım. Bir gençlik hatası bir ömrü alıp götürmüş. Geri dönmek içinse artık çok geç
"Dayı, sen bu ülkede en iyi mevkilerdesin. Hiçbir sorunun olmamalı..."
"Ben bir şehrin akarsularına sabahın ilk ışıklarında
kendimi hiç bırakmadım. Hükümete ağız dolusu hiç sövemedim, ne ayık ne de sarhoşken, Raziye'm. Hayatı kaçırmışım... Kaçırmışım."
Hiç düşündünüz mü? Ölen bir insanı gerçekten bir kez daha görebilir misiniz? Ölen bir okula gidebilir misiniz? Ölen bir evde uyuyabilir misiniz? O yıllar öl dü. O yılları bize öldürecek biçimde yaşattılar.