Taşları Yemek Yasak kitabını okumaya başladığım zaman kitabın içerisinde İsmet Özel'in sorduğu soruları görünce daha önce bu soruları düşünmeyi neden aklımın ucundan bile geçirmediğimi sorup durdum kendime. Kitapta sorulan sorular, İsmet Özel'in verdiği cevaplar ve özellikle konu başlıkları çok dikkatimi çekti. Çoğu soruyu nefsime ilk defa sordum ve ne yazık ki pek de olumlu cevaplar alamadım. Konu başlıkları ayrı olarak gözükse de birbirinin devamı niteliğinde. Yine İsmet Özel'in kaleminden muhteşem bir eser. Kitaptaki her şeyin özenle seçilip yazıldığı çok belli. Yavaş yavaş, sindirerek, üzerine düşünülmesi gereken ve tekrar tekrar okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken kendi inancımı, davranışlarımı, alışkanlıklarımı sorgulama fırsatı buldum. Kendi adıma konuşacak olursam çoğu kez dediklerini anlamakta zorlansam da İsmet Özel okumak bana çok şey katıyor. İsmet Özel, okuyucuya, Müslüman olmanın bizlere yüklediği sorumlulukları doğrudan doğruya öğrenmenin kaynaklarını her seferinde Kur'ân ve Sünnet'e yönelmeye ve Müslümanlar için tek yol gösterici bu iki kaynağın olduğunu sürekli hatırlatıyor. Yazar, kitabın önsözünde de yazdığı gibi "İslâmî sorumluluklarımızın merkezden muhite yerine getirilmesi inancıyla yazılmış bir metindir elinizdeki kitap. " diyerek kitabın yazılış gerekçesini anlatmıştır. İsmet Özel kitabında diyor ki: " Eskiden "durmayalım, düşeriz. " derlerdi. Şimdi düştüğümüz, her tarafımızın çürükler içinde oluşundan belli. Ama düşünmeye hâlâ niyetimiz yok gibi." Bugünkü durumumuzu açıklamak adına çok güzel bir söz. Düştük düşünelim bari. Sözlerimi kitabın son kısmı olan Taşları Yemek Yasak denemesi ile bitirmek istiyorum.
Anlayarak okumanız dileğiyle:)
Ormanın derinliklerinde yürümekte olan avcı ağaçlardan biri üzerinde