Affetmenin, kabul etmenin ve gerekirse vazgeçmenin hafifletici bir rahatlığı var.
Zararına da olsa kendini akışa bırakmak, her şeyin sorumluluğu sadece bana ait değil demek ve o ezici yükün aslında zaten havada asılı durduğunu, bizim ısrarla altında ezilmeyelim diye onu sırtlandığımız gerçeğinin farkına varmak demek.
Kötü insanlar, insanların kendilerini kötü bilmelerini göze alarak kötü olurlar ve bu ödenen en büyük bedeldir; bir kez kötü damgası yiyen için dönüş yok denecek kadar azdır, buna rağmen kötülüğün pençesinden kurtulanlar ise asıl savaşçılar ve galiplerdir.
Karar almanın zorluğu altında ezilirken, karar almaktan her kaçtığımda daha çok ezildiğimi ve hatta görünmez olduğumu farkettim. Dünyada bizi var eden şeyin, aldığımız kararlar olduğunun idrakına vardım.
Zira hepimiz yaşamla bağını az ya da çok kaybetmiş, kör, topal idare eden insanlarız.
Hatta yaşamdan öylesine kopuğuz ki gerçek "canlı hayata" karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz.