Gerek ana/babalarımız ve eğitimcilerimiz ile gerekse kendimizle ilgili gerçeklerimizi öğrenmemize izin verilmezse gerçekten sevenilmemiz olanaksızdır. Böyle olunca sadece seviyormuş gibi davranabiliriz ki, bu yapmacık davranış da sevginin tümüyle karıştıdır. Karşımızdaki insanı şaşırtır, aldatır. Her şeyden önce de onda bilincinden itmek zorunda olduğu, bilincine vararak yaşayamayacağı, bu nedenle de yıkıcı olan bir öfke yaratır; özellikle de eğer karşımizdaki bizim "sözde" sevgimize muhtaç biriyse.
Sevgi ve maneviyat ile ilgili geleneksel düşüncelere eleştirisiz ve gözü kapalı tutunmak, geçmişin gerçekleri üzerinde bir perde çekmeyi ya da bunları bilinçten uzaklaştırmayı kolaylaştırır. Fakat bu olgulara özgürce ulaşacağımız bir geçit bulamadığımız zaman sevginin kökleri budanmış olur. Bu durumda insanları birbiri ile sevgi dolu, hoşgörülü, bağışlayıcı ilişkiler kurmaya davet eden çağrıların sonuçsuz kalmasına hayret edilmemeli.