Paşa, şiir meraklısı geçinirdi. Her su içişte işini çekerek:
— Nedir efendim, Fuzulî'nin o su kasidesi, der ve okurdu:
«Dökme ey göz, eşkten gönlümdeki odlara su
Kim bu denlű tutuşan odlara kılmaz çare su»
Ne tehlike, ne yorgunluk! Sonunda kucağıma düşeceğine emin olduğum bir şeftalinin, dalında ağır ağır irileşip kızarmasını beklemeye benzer zahmetsiz ve sakin bir aşk!
Yedisinde babasının eteği dibinde namaz kılan çocuk, yirmi yedisinde felsefe okurken dinsiz olur, cennet ve cehennemden gülerek bahseder. Fakat elliye doğru hava tekrar dönmeğe başlar. Kitap rafında beliren damar ilâcı, kuvvet ilâcı vesaire şişeleriyle beraber zihninde de birtakım tereddütler,«acaba» lar uyanır.