Normalde kitaplar hakkında fazla sert eleştiri yapmam ama bu kitap için biraz sert eleştiri yapmam lazım. İlk olarak kitap gerçekten güzel başladı ve konusu itibariyle heyecan verdi ama ben 250. Sayfaya gelince neler döndüğünü tamamen anladım. Yani baş karakterlerimizin ailelerindeki büyük sırrın ne olduğuna kadar her şeyi anladım. Çünkü yazar aşırı derecede kopya vermiş kitabı yazarken. Yani belkide amacı gizem yaratmak değil dram yapmaktı ama bana göre mantık hatalarıyla dolu dramlarda vardı. Yani kızımız Grace kocasına aşığım aşık kafasında gezip seviştiği ilk adamdan sonra yıllardır böyle bir şey yaşamadım demesi tuhaf mesela. Burda Grace yanlış yapıyor demiyorum kadın haklı istediğini yapsın ama anlamadığım şu: Madem senelerdir bu kadar tatminsiz yaşadın ve duygusal anlamda istismar edildin, ayrıca seviştiğin ilk erkekten bu kadar çok etkilenecektin neden kocama aşığım ve onu kaybettiğim için yas tutuyorum kafasına girdin ki. Anlamadım yani. Ayrıca bunu tekrar söylüyorum yazar cidden çok tahmin edilebilir yazmış ya. Örnek veriyorum hemen: Grace kocasına beni kiminle aldattın diye sorduğunda kocasının söyleyemem dediğinden anladım yeminlen kim olduğunu. En azından şunu anlıyorsunuz bu adam karısının yakınından birisiyle yedi bu boku diyorsun. Yani okumuş bulundum ama cidden pek bir şey katan bir kitap değil. Bu tarzda daha çarpıcı olan kitaplar var hemen öneriyorum: Paulo Coelho “Aldatmak”, Margaret Leroy “Askerin Karısı”, Isabel Gillies “Aşk Biterse”, Jojo Moyes “Sevgilimden Son Mektup”, Orhan Kemal “El Kızı”, Kristen Hannah “Uzak Kıyılar”, Ayşegül Çiçekoğlu “Bırakma Ellerimi”, Paulo Coelho “Zahir”. Bu önerdiğim kitaplar her biride gerçekten harika ve bu tarz okumak isteyenleri baya memnun edecek düzeydeler.