elfba

1/10
·649 syf.·
2018 50. kitabı
Nereden başlasam, nasıl ilerlesem bilmiyorum ama son elli sayfayı okurken yaşadığım işkenceden sonra içimi dökmek zorundayım. Birinci kitap benim için faciaydı, yorumumu okuduysanız çektiğim acının her satırdan taştığını görebilirsiniz. Ciddi anlamda okurken zorlanmış, sinirlenmiş ve kitap bittiğinde derin bir nefes almıştım. Üç kitabı da en başta almak gibi bir hata yapmamış olsaydım, okumayı asla istemezdim ama elimdeler. Yaptık bir hata, bedelini ödüyoruz. İkinci kitaba başlarken bir parça olsun umudum vardı. Çünkü seri hakkında kiminle konuşsam bana ikinci kitabın en iyi kitap olduğunu, elinden bırakamadığını ve çok sevdiğini söylemişti. Hatta birinci kitabı ben de pek sevmedim ama iki öyle değildi falan yazan yorumlar da görmüştüm ve içimde küçük bir umut ışığı doğmuştu. Böylece sakin sakin okumaya başladım. Beni ilk delirten @dexpub çevirisi oldu. Öncelikle Türkçe ile bu kadar az bağları olması beni sinirlendirdi. Bir insan nasıl olur da "yabalamak", "tünik", "tıpışlamak" gibi kelimeleri bu kadar çok kullanabilir? Kitabın içinde o kadar çok geçiyorlar ki her gördüğümde kan beynime sıçramadı değil. TDK diye bir kurum ve ona ait güncel bir sözlük var. Ara sıra kullanılmasını tavsiye ediyorum. O yetmemiş gibi öyle kaba, argo, itici bir dil ki bazı yerlerde samimiyetle söylüyorum yüzümü buruşturarak okudum. Kabus gibiydi. Kitabı serserinin biri yazmış gibiydi. Orijinal kitap da bu dille mi yazıldı bilmiyorum ama eminim Sarah, "Döşü gıllı ossun!" gibisinden bir yazım tarzı da kullanmıyordur. Demem o ki kitabı sevecekseniz bile çeviriye sinirlenmemek çaba gerektiriyor. Hele de benim gibi redaksiyon konusunda takıntılı biriyseniz. Gelelim kurgumuza... İlk kitap için de söylemiştim, temeldeki ama aşırı temel böyle, çok temeldeki kurgu güzel. Kazan ile kurulmuş bir
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,671 okunma
elfba
Bu Çileli yolculukta sana güç veren arkadaşlarına bizden de selam olsun. Bize böyle güzel ve eğlenceli bir yorum yazmanda katkıları olmuş ne mutlu bize😂😂😂
Reklam
??? :D
4/10
·504 syf.··
2023 84. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2023 20:54
Türkiyeli yazar Ahmet Ümit’in Türkiyeli okurlar için polisiyeyi mitoloji ve arkeoloji sosuna bandırarak kaleme almış olduğu Kayıp Tanrılar Ülkesi adlı kitap ile karşınızdayım. Son dönem Türkiye edebiyatının en çok satılan :) en çok okunan :) en çok raflarda kendine yer bulan :) kitaplardan birisi olma şerefine de nail olmuş durumda. ‘’Kayıp Tanrılar Ülkesi, Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı’nın gölgesinde mitlere günümüzde yeniden hayat verirken, suçun çağlar ve kültürler boyu değişmeyen doğasını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor.’’ diyor arka kapakta. Birçok okur bu kitabı övgülerle yere göğe sığdıramazken benim kendisiyle ilişkim pek de beklediğim gibi gelişmedi. Ön yargılarımı yıkıp bir şans verdim fakat olmadı. Açıkçası bunun sebeplerini de uzun uzun analiz yaparak paylaşma niyetim yok. İlkin her şey güzel giderken -ya da ben öyle sanarken- aniden bir WOKE atmosferi sardı dört bir yanı. Mizojinist, homofobik ve zenofobik tutumlar sergileyen bir karakterin olaya dahil olmasıyla birlikte, bazı şeyler gözüme gözüme sokulmaya başlandı. Her üç cümlede bir kadın, eşcinsel ve yabancı düşmanlığına atıfta bulunduğu için yazarın samimiyetine olan güvenim azaldı. Sosyal mesaj verme kaygısı edebiyatın önüne ket vurmuş oldu. 1-0 TÜRKİYELİ sorunsalı ve üstü kapalı soykırım kabulü. Ümit Bey, bir İngiliz’e İngiltereli, bir Fransız’a Fransız veya bir Alman’a Almanyalı demeyi tercih etmiyor. Fakat konu Türk vatandaşına gelince bir anda Türkiyeli oluveriyor. Bunun neden tercih edildiğini sanırım az çok tahmin ediyoruz. Ve, ve, ve… Sayfa 154’te Nazizm ve soykırım muhabbeti esnasında Almanlar hakkında: "Her şeye rağmen yapılan kötülükle yüzleşiyorlar. Aynı şeyi ülkemiz (Türkiye) için söylemeyi çok isterdim" gibi bir cümle sarf ediliyor. Yazarımız objektif gibi görünmeye çalışsa da o
Edebiyat
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
elfba
Bu kitap hakkındaki duygularımın tercümanı sen oldun. Noktasına kadar katılıyorum söylediklerine
Aeden mi Avatar mı??
3/10
·584 syf.··
2022 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2022 18:45
Kitap hakkında ilk merak ettiğim konu neden Aeden sorusuydu ki araştırmalarım neticesinde Kohen’in bu adı Kur’an da geçen Adn adıyla bilinen cennet mekanından esinlendiği ve Aeden olarak tasarladığını öğrendim. Kitapta geçen isimler konusunda ise yazar, kitabı herhangi bir kültürden tamamen saf dışı tutmak amacıyla, bir mit içermeyen ve insana konulmayan isimleri tercih etmiş. Yazarın kaleme aldığı diğer eserleri okumadım, bu eserinde tanıştık kendisiyle. Bilim kurgu olması ve bir Türk olarak bu alanda bir kitap yazması beni heyecanlandırmıştı ancak kitabı okumaya başladığımda maalesef ki hayal kırıklığı yaşadım çünkü Avatar filmini izledim. Yazarın bu filmden oldukça etkilendiğini düşünüyorum tasvir edilen her öge, her parça, kitabın vurguladığı her anlam karış karış Avatar’ı yaşatıyor. Evrimleşmiş insan ve Aeden adlı gezegeni konu alıyor kitap. Aeden huzur dolu, saygın, oldukça gelişmiş bir gezegen. Yapılan her şeyin kendi içinde bir disiplini olduğu, fevrilikten uzak, yaşlanmanın olmadığı, telepatik iletişimi olan; o hayalleri süsleyen cennet ütopyayı gözler önüne seriyor. Baş karakter olan iki kişi de Aedenliler Sonje ve Numi. Numi, Aeden toplumundan farklı özelliklere sahip aslında Dünya merkezli, uyumsuz tasvir ediliyor, gelişen olaylar neticesinde de Dünya’ya geliyorlar ve burada yaşayan insanlara da ‘insansı’ diyorlar çünkü onların vahşilikleri, cahilce tüketimleri, dengesiz duyguları, yoksunlukları onları insan olmaya uzak bir hale getiriyor. Dünya ‘da geçen zaman, olay örgüsü aşırı derecede basit işlenmiş, zaten buraya kadar okuyan çoğu kişi klasik bir bilim kurgunun getirilerini bilerek, muhtemel doğru tahminlere başlamıştır bile..:) Yazarın canlandırdığı çeşitli varlıklar var Aeden’de. Bu varlıklara oldukça güzel ve bilimsel veriler yüklemiş, bu
1000k
AedenAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 201814,3bin okunma
elfba
Ya varya işte beklediğim yorum. Bu kitap hakkında tam olarak neler düşündüğümü yazmışsın. Bu konuda da yalnız olmadığımı görmek sevindirdi beni. Her söylediğine harfi harfine katılıyorum. Özellikle aşk adı altında yaşanılan ilişkilet kısmına.