Kumarbaz, Dostoyevski'nin, 45 yaşındayken, Suç ve Ceza'dan sonra yazdığı romanı. Biraz otobiyografi havasında. Çünkü o dönemde Dostoyevski, kendisi de parasızlığa, borç batağına ve kumara saplanmış durumda. Romandaki ana karakter Aleksey gibi… Lüks ve para düşkünü bir kadın var hayatında. Romanda, Aleksey'in aşık olduğu Polina gibi.
Aleksey, genç bir Fransızca öğretmeni, kültürüne ve bilgi birikimine karşın, kendini diğerlerinden aşağıda gören, edilgen, kendisine ne söylenirse o yolda ilerleyen, iradesi zayıf bir adam.
Bir metin okuduğunda, insanın iradesiyle mücadelesini ne kadar canlandırabilirsin kafanda? İşte, Dostoyevski yazınca, canlandırmaktan öte, ciğerine kadar hissediyorsun mantık, umut, hırs, tutku arasında savrulmalarını.
Yazarın romanda yer verdiği bazı karakterler, ülkeleri temsil ediyor. Bu karakterler üzerinden yazarın, Rus ve Avrupa toplumlarını nasıl gördüğünü okuyoruz. Fransız karakterler, para ve lüks düşkünü, kendi ulusunu diğerlerinden üstün gören bir bakış açısıyla yaklaşıyor olaylara. Maddi birikimlerini, nesiller boyunca yavaş yavaş, adım adım arttırma gayesindeler. Rus karakterler ise sabırsız, tezcanlı, imkan olursa parayı kısayoldan kazanma arzusunda, gururlu tipler.
Kahramanımız Aleksey, özgüven yoksunu, duygusal, kararsız, itaatkar ve edilgen bir karakter ortaya koyuyor. Aşık olduğu Polina'dan bahsederken:
"Aslında beni küçümsediğini, sevgimi ona rahatlıkla açmama izin vererek gösteriyordu."
Kadın karakterler çok güçlü çizilmiş. Özellikle Rusya'dan gelen ve aralarına kısa bir süre katılan büyükanne, sahne alır almaz fırtına gibi esip geçiyor. Çok dinamik, baskın ve yönlendirici bir tarzı var. Yazarın gözünde, Rus halkını simgeleyen bir karakter gibi görünüyor.
Dostoyevski bu romanı, yayınevlerinden aldığı avanslar ve verdiği taahhüt