Enise Tankişi

Enise Tankişi
@Lebrizl
16 Ağustos 2004
14 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
@Lebrizl·
·
sabitlendi
Yolculuk etmek, çok işe yarar, düş gücünü çalıştırır. Gerisi yalnızca düş kırıklığı ve yorgunluktan ibarettir. Bizim yolculuğumuz ise tümüyle düşseldir. Gücünü buradan alır. Yaşamdan ölüme doğru gider. İnsanlar, hayvanlar, kentler, nesneler her şey düşlenmiştir. Bu bir romandır, yalnızca düşsel bir öyküdür.
Sayfa 22
Alıntı
Reklam

Enise Tankişi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·342 syf.·
2026 3. kitabı
Serpil Sancar Üşür
8.9/10 · 154 okunma
Susan Sontag şöyle diyor: "Belki de hatırlamaya çok fazla değer verilirken düşünmeye yeteri kadar değer verilmiyor.' Bu cümle gereğinden fazla hatırlamanın (Sırplara, İrlandalılara atıfta bulunarak) yeniden savaşa götürebileceğine dikkat çekiyor. Elinizdeki kitap bu tür savaşçı ulusal anıları araştırmıyor; başka bir yönde ilerliyor, geçmiş üzerine kimi söylemlerin dokunulmazlığını inceliyor. Sontag'ın dediğinden yola çıkıyor: Anlamak hatılamaktan daha önemlidir, her ne kadar anlamak için mutlaka hatırlamak gerekse de.
On dokuzuncu yüzyılda ortaya çikan endüstriyel kapitalist fabrika düzeninin yarattığı istihdam modeli modern yaşam tarzının ve onun cinsiyet rejiminin temeli olan egemen erkeklik tarzlarını yaratan önemli bir nedendir. Sınıfsal konumların cinsiyet ile ilişkisine istihdam açısından bakıldığında. "ekmek parası kazanan", "ailesini geçindiren erkek"in aldığı ücretin bütün aile için; "çalışan kadın"in aldığı ücretin kendi "harçlığı" için olduğu klişesi ile karşılaşırız. Aile/hane yönetimi ile kapitalist piyasanın "emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan özgür işçisinin sınıfsal konumu arasındaki ilişki, ekonomik olduğu kadar ahlaki bir kategori olarak da ortaya çıkar.
Feminist kuramcılar uzun yıllardır cinsiyet hiyerarşilerinin, erkek üstünlüğüne dayalı toplumsal düzenlerin kadınlar açısından yarattığı sonuçları ve bunların çözüm yollarını tartışıyorlar. Öte yandan, erkek egemenliğinin erkekler açısından ne ifade ettiği ve nasıl yaşandığı konusu da meselenin öteki yüzü olarak hâlâ toplumsal araştırmaların çok merak etmediği bir konudur. Aslında kadınların` ezilmişliği nasıl yaşadığını anlamak kadar, erkeklerin eril iktidar konumlarını nasıl sürdürdüklerini ve tahakkümü nasıl insa ettiklerini anlamak da önemli olmalıdır. Kadınların ezilmişliğe nasıl boyun eğdiğini anlamak kadar erkeklerin tahakkümü nasıl gerçekleştir- diklerini de yakından ve "mikro-politik" düzeyde anlamak cinsiyetlendirilmis iktidarın doğası hakkında daha bütüncül bilgiler elde etmemizi olanaklı kılar. Cinsiyetlendirilmis toplumsallığın daha bütüncül bir eleştirisini yapmak ancak bu sayede mümkündür.
Reklam