Bazen durup dururken üst üste çalmağa başlardı.Sonra aylarca yalnız rakkasının gidiş gelişiyle kalırdı.Annem onun bu ihtiyarî hâllerini hiç iyiye yormazdı.Ona göre bu saat ya bir evliyâ idi, yahut da onu iyi saatte olsunlar çarpmıştı.Bilhassa İbrahim Beyin vefat ettiği gece,belki de hemen hemen aynı sularda,haftalardır işlemeyen saatin birdenbire en derin sesiyle vurmağa başlamasından sonra bu korku hepimizn içine yerleşti.Annem o günden sonra ayaklı saatimizden hep 'Mübarek' diye bahsetti.Bütün dindarlığına rağmen daha beşerî düşünen babam ise ona 'Menhus' adını koymuştu.Menhus veya Mübarek bu saat çocukluğumun bir tarafını zaptetmiş gibidir.Bu büyük saatten başka bir de küçük masa saatimiz vardı ki,babamla annemin yattıkları odadabir masanın üzerinde dururdu.Bu saat birinci gibi dînî veya uhrevî değildi.Tam aksine 'lâik' bir saatti.
Tanrıların arabaları ismiyle sükse yapmış olan yazar, kısaca; insanlığı yaratanın uzaylılar olduğunu,bir gün insanlığın da yıldızlara dönüş yapacağını değişik arkeolojik bilgilere,tevratla,hindu metinleriyle, vb. bir sürü uçuk delille kanıtlamaya çalışıyor.Kitabın içeriği de yazarın diğer kitaplarıyla hemen hemen aynı.O zaman yazar farklı bi adla neden bu kitabı yazmış.tabii ki para için...
Kitabın konusu tıpkı ünlü yönetmen Stanley Kubrick'in 2001a space oddssey filmindeki gibi diyebilirim.Bana göre Bilim kurgu filmi izlemek yerine bu kitap okunabilir.Sadece bu bakımdan güzel.