O gün sabah namazının ardından Arap Camii'nin cemaati sanki avlu önünde değil, 'Mahşer' de idi.Çünkü, odun kömürü ocağında cızırdayan nefis köftenin kokusunu daha ilk rekâtta secde ederlerken duymuş, bu dünya nimeti onları fazlaca cezbettiğinden olsa gerek,sol taraftaki meleğe daha bir samimi selâm verir vermez kıyâm edip kunduralarını ayaklarına geçirerek köfteciye koşmuşlardı.
Gel gör ki,hırsızlık müessesesine girmek kolay iş değildi! Herşeyden önce, iki kefil ile adlî sicil kaydı isteniyor,temiz kâğıdı getirenler camiaya kabul olunmuyordu.
Mecmûada gördüğü o daire içinde kollarını bacaklarını açmış 'mükemmel âdem' bedeni pek doğru çizilmemiş olmalıydı.Ressam eğer Efendimiz'in sûretini bir görmüş olsaydı,daireyi yukarıdan az bastırır,kol ve bacakları daha güdük, daha bir derli toplu çizme şansına nail olurdu.Evet! Evropa sanatçıları hayatlarında hiç mükemmel bir erkek bedeni görmemişler, çünkü Kasımpaşa'ya hiç gelmemişlerdi.Yunan hendeseciler de altın oranı yanlış hesaplamış olmalıydılar,öyle ki, oranın hakiki kıymetini bulmaları için Efendimizin mübarek suratına birlikte bakmaları yeterliydi!