Saatler ve takvimler, bize unuttuğumuz Zaman'ı hatırlatmak için değil, başkalarıyla olan ilişkimizi ve aslında bütün toplumu düzenlemek için yapılmışlardır, böyle de kullanılırlar.
"Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak bir şekilde yayılır. Eğer umutsuzca âşıksak, baba kaybından en sıradan talihsizliğe, mesela anahtarımızı kaybetmeye kadar her şey, diğer bütün acılar, dertler ve huzursuzluklar, her an yeniden kabarmaya hazır olan bu asıl ıstırabımızın tetikleyicisi olur."
Richard Bach’ın bu eşsiz eseri, sıradanlığın zincirlerini kırıp kendi potansiyelinin sınırlarını zorlayan bir karakterin ilham verici yolculuğunu anlatıyor. Sürünün sadece karın doyurma telaşına düştüğü bir dünyada, Jonathan’ın mükemmel uçuşun peşinden gitmesi ve bu tutkusu yüzünden dışlanması aslında trajik bir özgürlük bedelidir. Ancak kendini inşa eden Jonathan’ın, bilgeliğini paylaşmak için geri döndüğünde efsaneleşmesi ve zamanla fikirlerinin içi boşaltılmış ritüellere dönüşmesi, toplumsal algının ne kadar çarpık olabileceğine dair harika bir eleştiri sunuyor.
Anlatımı öylesine akıcı ve berrak ki, okuru hiç yormadan derin bir düşünce iklimine taşıyor. Her yaştan insanın kendinden bir parça bulabileceği, ufkunu genişleten bu başyapıtı mutlaka listenize eklemelisiniz.