Birini sevmek, her zaman birden bire olmamalı. Zamana yayılmalı. Günlere. Haftalara. Cümlelere taşmalı, kelimelerle dans ederek koşturmalı ordan oraya. Her şey yavaşlasın, acelesiz olsun. Kendimizi sevmemiz yıllarımızı alıyor, bir başkasına neden acelemiz? Yavaşlık güzelleştirir.
Çok güzel bir söz. İnsanlar yalnızlığını bastırmak için yangından mal kaçırır gibi sevmeye çalışıyor birini oysa dediğiniz gibi yavaşlık güzelleştirir.
Ne kadar klişe gibi gözükse de, hayatınız boyunca duymuş olduğunuz bir sorunun cevabını arıyoruz bugün. Sizce çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı? Yorumlarınızı beklerim:
youtu.be/QvJ6VKEe4Ng
Yok kitap okumayı kastetmiyorum çevreyi insanları gözlemleyi kastediyorum bunu yaparak yaptığım her seyahat daha güzel daha büyüleyici geliyor bana ve bence insana daha çok şey katıyor kendi iç dünyamdan çıkıp başkalarına eşlik ediyormuş gibi hissediyorum.
Okurken ağladım, ağladıkça kendi hayatıma şükrettim... Güzel kızlarım; Meryem, Leyla... acılarla yoğrulan hayatlarla nasıl başa çıktınız? Minnetlerim kalbimin en derinlerinden size ulaşsın istiyorum. Ve istiyorum ki hayat herkese eşit davransın. Savaşlar bitsin demeyeceğim, bilirim bitmez. Ama masumlar ezilmesin, hor görülmesin, hoyrat ellere muhtaç olmasın diyeceğim... Afganistan’ın çalkantılı ve sancı dolu yıllarının insan yaşamına nasıl yansıdığını bilmek isterseniz şayet, kesinlikle tavsiye ederim. Büyük balıklar denizlerde çırpındıkça, küçük balıklar onların oluşturduğu haşin dalgalarda yok oluyor...
Benim beklediğim aşk başka!
O bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka;istemek bütün ruhuyla,bütün vücuduyla,her şeyiyle istemek başka...
Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!...