İnsanların, hayatlarını yanlış ölçülere göre biçtiğini düşünmemek elde değil - gerek istedikleri, gerekse takdir ettikleri sadece güç, başarı ve refahken hayatın gerçek nimetlerini hafife alıyorlar. Yine de bu tür genellemeler, insan dünyası ve maneviyyatının çeşitliliğini göz ardı etme tehlikesi yaratıyor. Bazı müstesna insanlar vardır ki üstün nitelik ve başarıları, çoğunluğun hedef ve arzularına bütünüyle aykırı olsa da çağdaşlarınca takdire layık görülürler. Bu üstün kişilere değer verenlerin küçük bir azınlıktan ibaret olduğu; çoğunluğunsa onları umursamadığı sanılabilir. Fakat insanların düşüncelerinin ve eylemlerinin her zaman örtüşmediğini ve arzularının yönlendirdiği dürtülerin çeşitliliğini dikkate alırsak muhtemelen meselenin bu kadar da basit olmadığını görürüz.