Çocukluk arkadaşı Malyen ile birlikte yetim olarak büyüyen Alina, ne güçlerinden ne de ilerde yaşayacağı olaylardan bir haberdir. Bir gün yaşadığı bir olay sonucu Grishalar tarafından keşfedilen Alina bambaşka bir hayatın içine adım atar. Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu sanmasına rağmen çok geçmeden kendisini krallığı tehdit eden bir karanlığın karşısında mücadele ederken bulur.
Böyle bakıldığında konusu çok ilgi çekici durmasına rağmen maalesef yazar konuyu çok basit ve üstünkörü işlemiş. Ne kötüye tam kötü ne iyiye tam iyi ve güçlü gözüyle bakabiliyorum. Benim açımdan tatmin etmeyen var.
Her zamanki gibi güçlerini sonradan keşfeden ve türünün tek örneği olan bir asıl karakterimiz, aşk yaşayacağı bir yan karakterimiz ve tabi ki olmazsa olmazı, ana karakterimizi kullanmaya çalışan bir kötümüz var kitapta. Bence yazar, kötü karakter olan Karanlıklar Efendisi’nin tam olarak potansiyelini ortaya koyamıyor. Her şey çok hızlı oluyor ve siz olayların devamını az çok tahmin edebiliyorsunuz.
Kurgu bilindik olsa da yazım dili çok akıcı olduğu için fazlasıyla hızlı okunan bir kitaptı bana göre. Okurken keyif aldım mı evet aldım ama hayatımda iyi ki okudum diyebileceğim kitapların arasına girmedi
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20137,5bin okunma
Ömer yaptığı hiçbir şeyin mesuliyetini almayan ve yaptıklarının bütün sorumluluğunu içinde bir yerlerde gizlenmiş şeytana yükleyen, fazlasıyla üşengeç ve hovarda bir karakter. Macide, fazlasıyla ağırbaşlı ve hayatın anlamının daha derin olduğunu düşünen bir üniversite öğrencisi. Hikayemiz Ömer’in Macide’yi bindiği bir vapurda görmesi ve amansız bir sevdaya tutulmasıyla başlıyor. Sonrasında gelişen olaylar ve hikayeye katılan kahramanlar sayesinde olay dallanıp budaklanıyor.
Olaylar gelişirken biz aslında olaylardan ziyade insanların olaylar karşısındaki daranışlarını ve iç benliklerini anlamaya çalışıyoruz. Asla kimsenin ağzından çıkan laflar kadar büyük olmadığını, herkesin bir amaç uğruna kendisi gibi değil de bir başkası gibi davranabileceğini çok açık bir şekilde yansıtıyor Sabahattin Ali. Ayrıca çok önemli bir konuya daha değiniyor ki bence bu çoğumuzun içine düştüğü bir bataklık. Birçoğumuz yaptığımız hataların mesuliyetini almak yerine suçu hep başkasına yıkma eğilimi gösteriyoruz ve bu ya çevremizdeki bir insan oluyor ya da içimizde derinlerde bir yerlerde saklı duran şeytan oluyor. İşte bu kitap tam olarak bunu yapmamamız gerektiğini, bunu yaptığımız sürece ne kendimizin ne de çevremizin asla farkına varamayacağımızı bize gösteriyor.
Ben asla bir klasiğe bu kadar bağlanacağımı düşünmezdim açıkcası ama okumaya başladığımdan beri bir kere bile pişman olmadım, sıkılmadım. O yüzden okumadıysanız ve bu tür kitapları seviyorsanız şiddetle tavsiye ediyorum. Ömer’in içindeki şeytanla mücadelesini kesinlikle okumalısınız.
Hepimizin içimizdeki şeytanı yenebilmesi umuduyla, hoşçakalın <3