Büyüyünce ne olacaksın sorusuna hep memur diye cevap verirdim, gülerlerdi. Babam esnaftı, serbest meslek erbabıyız derdi. Ulan nesi serbest, ak sabahta çıkıyorsun evden, hava kararınca geliyorsun, serbestliğin buysa esaretin ne?
“Hani valizin nerde?” dedi. “Valizim yok” deyince, “Tuh Allah belanı vermesin pis herif’ diye suratıma tükürdü. Valiz taşıyacağıma üstümde taşırım, üst üste giyilmiş beş tişört ve pantolonun içine giyilmiş iki şort, ceplere tıkılmış iki külot ve iki çorap bütün meseleyi çözer oysa ama bunu babam bilemez... Babam değil kimse bilemez. Müzmin bir üşengeç olmayan kimse bilemez.
Yattığım yerden abimin test çözüşünü izledim senelerce. Tepeden baktığımdan omuz hizası genellikle d şıkkını kapatıyordu, ama d’ye gelene kadar doğru cevabı bulmuş oluyordum, bulamıyorsam zaten cevap doğrudan d şıkkı oluyordu. O sene sınava beraber girdik. İkimiz de iktisadı kazandık. Abim eğer mühendisliği hedefleseydi ve mühendislik kadar çalışsaydı, şimdi ben de mühendistim.