⎯ Letavitsa.

⎯ Letavitsa.
@Letavittsa
Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı; En yüce şekilde yarattım ruhumda, Benim evrenimde, Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı. Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
Memnun oldum, tanıyabileceğin tek kişiye.
Kısa mutluluklara, zevklere, arzulara iç çekmiyorsun. İç çektiklerin kendine olan sevginin ve saygının azlığı, İç çektiğin şey kendinle dans edemiyor olman, aynaya gururla bakamaman, başkaları.. “Cehennem, başkalarıdır.” Ve o başkalarının içinde bulunmadan çürüyüp gideceksin, kendinle olan yakınlığın aynada gördüğün kadarla sınırlı olacak, en sonunda yabancı öleceksin kendine, yeteneğini, içselliğini ve derinliğini keşfetmeden, içindeki evrene köksüz bir biçimde.. İnsan aynalardan sonra kendine dönmeli, Her yolun sonunda kendine gelmeli, her kargaşanın ardındaki benliğine dönüşmeli. “Var olduktan sonra var etmek başka, apayrı bir cennet. Bazıları on dörtte öğrenir, bazıları doksan dörtte.”
Duygu ve Düşünce
Reklam
Onun yazdığına baktığında, 100 yılda yaşamış olduğundan fazlasını yaşadığına inanamayacaksın. Onun yaşadığına baktığında hayal gücü olmayan bir hayvan olduğunu düşüneceksin Ve Dibe çökeceksin büyük bir azapla Onun yaşının 18 olduğunu duyduğunda Yumrular dizilecek boğazına ve ilk kez hayal göreceksin Rüyalarından konuşuyorum sana, Büyük dikkatle dinle beni.
Bazı insanlar saklı hazine gibi, Sistemin sürekli göz önüne getirmek zorunda kaldığı, ittiği kişilerden nefret ediyorum. Gezintiye çıktığında rastladığın, elektriği ve enerjisi güçlü o kişi dünya starıdır. Gözler farklı ruhları görmeli. Eti ucuzlar ego tatminini azaltmalı. İnsanın istediği çok görülmek değil çok hissedilmek olmalı; tıpkı varlığı şimdi dünyada bulunmayan bazı özel ölüler gibi. Resimlerin hâlâ duvarımda asılı; ve gece, Onlara bakıp şiirler yazıyorum, şarkılar söylüyorum, dans ediyorum. Renklerin bana yaşam enerjisi ve sağlık veriyor, Çürüyen her şeyden, herkesten soyutlanıp bambaşka evreni yaratıyorum.
Duygu ve Düşünce
“Ya sen var olmasaydın? Ne için var olayım ki? Benim dünyam senin yaratılışına dönüyor, Benim ruhum senin arta kalanın; ince bir toz tanesi Benim Tanrı’m sana bu denli özenen Tanrı, Duyduğum, duyacağım tını sana yapacağım müzik, Şiirler ki; hiç söylemediğim sana.. Aşar yüreğimi kendinden saklı bir deniz gibi… Ne zaman açsan yüreğini, Sorarım evrene hakikati, Çünkü buydu Tanrı’nın zirve hediyesi! Nice insanlar bundan kayıp, bir ben bulunuyorum eşsiz diyarlarda; Bundan şanslıyım, Ve bu saatten sonra, Varlığımla yokluğum bir olsun. Olmayayım dünyada! —— Daha da, kendimde buluyorum kendimi Çünkü Sonsuza dek o’na aşığım. Sevgilim, benim tek gayem yaşamak ve aynı yolda yürümemek insanlarla, Ben aşkımızı bırakıp gideceğim, Gerekirse, dönmesin dünya! Bizi gördü ya, o yeter o’na.
Şiir
Empati.. sadece empati.
Hayatta hep empati ve gerçeklik arasında bir yerlerdeydim; Zengin olup bencilce yaşamaktansa, fakiri zenginleştirmekti tek gayem; her yönden de. Çirkin hissedeni, dışlananı güzel etmek, Hüznü sanata dönüştürmek Sonra da çekip gitmek. Hep yaşamın adaletsizliğini düşünürüm. Tanrı’yı sevdiğimden yaşamı suçluyorum, yoksa “Tanrı” mıdır o? Zenginlik ve güzellik içinde yaşayan kız çocuğu neden yoksul ve dilenci bir çocukla aynı gemiyi paylaşır? Bu durumda denizi suçlayabilir mi? Belki de besin tüketmediğinden hastalanacak, kendini kurtaramayacak, okuyamayacakta.. Bu ikilem arasında gidip gelirdim çocukken, gördüğüm, en çok sorguladığım tabloydu, Ve hep ağlardım, tam.. oracıkta. “Kraliyet ailesinden gibisin.” Diyerek büyüttüler beni, insan en güzel, en zengin olsa da aynı olmadığı insanların arasında olmak istiyor, maske takıp aralarına girmek lâzım; hissetmek lâzım hayatı. Yaşamın sunduğu bazı şeyleri reddediyorum, basit kaderler: aile, din, isim ve görünüş gibi. Kendimi baştan sona yaratıyorum, herkese yardım etmek istiyorum. Yaşamın her şekli zor, fakat empat biriyle kıyaslanamazsınız bile. Herkes kendini kurtardığında özgürdür, kendi parası, iyiliği ve rahatı için çalışır, bundan dolayı çalışır. Ben ise elde ettiklerimi bana ait hissetmiyorum, kendime ait hissettiğim tek şey başkasına verdiğim maneviyattır, insan eşitliği sağlamalıdır; budur cennet.. Ruhtaki denge, sevgi ve şefkat. Kaybolmuş gibiyim şimdilerde, diğerleri hiç düşünmezken.. bir ben düşünüyorum bunları. Aileler çocuklarını yoksulluk adına çalıştırırken oradan kurtarıp yeni bir dünya kurmak istiyorum.. Fakir kişi, zengin için çalışmamalı… Fakat zenginler seviyor bunu, onların ruhu zincire bulanmış bir köle artık, fakirler de memnun hâlinden. Memleket benim için acılar ülkesi, tabloya her baktığımda
Edebiyat
Reklam