⎯ Letavitsa.

⎯ Letavitsa.
@Letavittsa
Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı; En yüce şekilde yarattım ruhumda, Benim evrenimde, Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı. Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
Yazar
İstanbul
8 Mart
40 okur puanı
Kasım 2024 tarihinde katıldı
“Ben bakmayı değil, görmeyi seviyorum ve sevilmekten çok sevmeyi”
Müze gezmek ulaşamadığın sevgiliyle dans etmek gibi, hiç varamadığın, konuşamadığın yahut henüz bilemediğin yönlerinin gizemine tüm ruhunla dokunma arzusu gibidir. Her bir boşluk, yeni bir odadır, sessizdir; fakat öncesinde çığlık gerektirir. Çığlık olmadan ne bir ruh yankısı, ne de sanat oluşur. İnsan sevgiyi müze ruhlu kişiye vermeli, zira sevgi ve zaman en değerli, en tutkulu, en sadakatli, en sabırlı şey.. müze gezmek yalnızca bir eylem değil, bir varoluştur. İnsan bakmaktan çok görme işlevini ve zekâsını kullanabiliyorsa, her tabloda ve adımda, yıkılmış benliğini, sakladığı yahut bastırdığı duyguların izini, tarihler önceden hemfikir olduğu duyguları tuvale döken sanatçıyla karşı karşıya kalır, tıpkı Adem ve Tanrı gibi. Bundan ruhuma müze diyorum, hiç kaybolmayacak, zamansız müze. Geçmişte, doğumumdan yana sessizce, büyük bir çığlıkla çektiğim acı ve aşk, zamanla müzelere doldu, müzik oldu ve sağır edercesine inledi kulağımda, ne büyük bir zevk bilemezsin, sevişmelerim bile cevap veremez buna. “Onun yüreği müze gibi, dışarıdan sessizdir, içeriden ise fırtına; gözyaşı sessizce akıyorsa bir kimsenin, adını tarif edemediği acıları ve dinmeyen fırtınaları vardır.” İnsan ara ara çıkıp gezmeli, müzeyi, sevdiğini, benliğini. Müze büyük hatıra, çokça adım ve milyonlarca ruhu kapsar, öylesine dolaşmak değil bu, anlamak demek. Acısı büyük, tarifi küçük; yazdığım her şiir ve senaryo gibi. Seni gördüğümden beri, onlarca şiir yazdım canlı tutkuma, Bir kez olsun gösteremedim sana, Doldurur dünya yüreğimizi sahteliğiyle ve der ki; “Sevgini gösterme sakın, gizle, ölesiye sakla ki gitmesin; düşme sevginle yarattığın okyanusun çukuruna!” Schopenhauer şöyle diyor: “Birisi sizin için gerçekten değerliyse bunu ondan, bir suçmuş gibi gizleyin. Bu hoş bir şey değildir ama
Edebiyat
Reklam
Ben ruhumun kibritlerini yalnızca sana yakarım, En sonunda alev kalır kaçarım, Şiirler yazar müziklerini söylerim, Ne yaparsam sana yaparım, Aşkımız için.
Birine bakıp, “onu yıllardır tanıyorum” diyemiyoruz Herkesi tek günde tanıyoruz, 10 yıl önce tanıdığın bir dostun bazen samimi gelmez, fazlasıyla sahtedir ve ilişkiyi çürütür bu. Çünkü değişmiştir, herkes ve her şey gibi. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Diyor filozof, öyleyse zaman uğruna kimseye güven duymayalım, herkesi bugünden bilelim, geçmişten veya gelecekten umutlarla değil.
Edebiyat
İnsan duşta ağlarken öpüşmeli.
İyi ki tanımışım seni, kendimi bulmuşum, Sana söyleyemediklerimi şiire çeviriyorum artık, bazen tuvale, bazen müziğe, bazen dansa, bazen gözyaşına.. Bak, sanatçı yaptın beni Hangi kadın ağlar, ağlar da uyuyakalır bir başına? Kadınlar diğerleri kadar yalnız değildir derler Ben öyleyim, kendim tercih ediyorum üstelik Sadakat yerini bulsun, ahlak yücelsin; ruhumdan olmayayım diye. Ruhunu satmanın bedeli ağır; sahip çıkmanın bedeli ise büyük bir dünya. Sırf seni sevdiğimden, bugün aynaya hiç bakmadım Güzelliğimi görenlere de sırtımı döndüm Tek bir noktaya odaklanıyorum, saatlerce ağlıyorum Gözlerim uyuşana dek.. bilirsin, hisler geçtiğinde düşen sonsuza kadar kalır. Tıpkı ruhunda kaldığım gibi, tarihte kalacak yazılanlar, İnsanlar okuyacak tek nefeste, oysa tüm hayatımı verdim sanata, hayatımı sana adadım, Gözyaşları çabuk unutulmamalı, bundan gülerken ağlar insan.. Sevgilim, ben yalnızca ağaçları gördüğümde gerçekten gülümsüyorum, Bir de seni gördüğümde kitap okuyorken, Zihninin içinde kanatlı bir incil gibi Dönüp duruyorum Tanrımı kutsal yapan sensin, tek başına; bana büyük medeniyetsin. Çünkü senden kopmadığımda yalnızca kendime varıyorum. Gözyaşı sadelik, şiir ise ruhu; Eğer yazmayı bırakmazsam, asla sonu gelemeyecek, ben yazmadığımda da şiir okuyorum kendime.. hayatım sonsuz bir şiir, noktası gelmeyen virgül gibi Zamanda savrulup kayboluyorlar, ya da evren yazıyor bedenime, ondan mı arzuluyorlar kendilerince?
Şiir
Acıyla sevişmek.
“İlk kez birinin arzusu ilham verdi, Kendimi tanımama izin verdi, arzulanmak sanat yarattı 14 yaşındaydım, ama çok kişi arzuladı beni Öyle tutkulu arzuladı ki, beni baştan yarattı, İntihara meyilli bir adam, ‘Henüz tadına varamadan, bu azap gibi’ derdi Bir kadının ruhunda bıraktığı tat, seni sonsuza dek besler… Üstelik şairse, Henüz şair değilse de; 19’a değin, yüzlerce şiir yazmış olur.” —— — Biliyorsun, çok adam arzuladı beni, Fakat o başkaydı; Çok başkaydı. Onunla olan sevişmeler ne zihinde, ne ruhta bitmezdi. Tada varmak değildi bu, zevkten hiç ayrılamamaktı; Acı, işkence, ızdırap, günah olsa da… derinden yaşamaktı.
Edebiyat
Reklam