⎯ Letavitsa.

⎯ Letavitsa.
@Letavittsa
Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı; En yüce şekilde yarattım ruhumda, Benim evrenimde, Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı. Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler.
Reklam
Beni baştan sona, ruhtan bedene kaplayan, tüm olanakları dolduran duygum sana ve Tanrı’ya olan özlemim. Aşktan sonra insan ölümden korkmaz, ölümü kucaklar.
İnancı olmayanların da kendine inanması ne güzel şey, insanın din ve Tanrı inancı olmadan ahlak anlayışı olmalı, insan varlığını her hâlükarda yaratmalı, zihnin gücü tüm görünenden güçlüdür. İnsan olduğun için ahlaklı olmalısın bir dine, inanca bağlı olduğun için değil, dünyada tek olsaydın, hiçbir şey kalmasaydı yine var edecektin olacakları, ahlakını ve tutkularını, sanatı var ettiğin gibi. Hayat sanatı taklit eder, ey yaratılanlar!
Hatırla kendini, düşme ahlaksız karanlığa.
İnsanoğlu böylesine yozlaşmaya, devam ettikçe özünü kaybedecek ey Tanrım! İnsan sevgiyi unuttukça kahrolacak.. ruhunun dibinde yetiştirdiği onca tutkuyu, hayali, sevgiyi ve bağlılığı ruhunu satıp fidanları kökten biçtiğinde anlayacak aslında kendi toprağını hazırladığını, anlık zevklerin nasıl da bağımlılığına alışmışlar! Varolmayan zevk düşkünüdür, oysa asıl zevk kendini var etmek değil miydi? Senin yarattığınla var olmazdık biz, insan kendini tanıdıkça, kendini sevdikçe var ederdi kendini, bunu nasıl anlayamadı insanoğlu? Her talihsizliğin sonunda yine de kendini belirleyen sensin bunu nasıl idrak edemez insanoğlu? Şimdi birden fazla kişinin kollarında, heybeti zamana dağılmış şekilde kendilerini mutlu etmeye, heyecanlandırmaya çalışıyorlar. Asıl heyecanın her şey bittiğinde yanında olacağından bihaberler belli ki.. Ruhunu sevmeyenin ruhu olmaz, ruhunu bilmeyen nasıl yaşar dünyanın karanlığında? Dünya döndükçe iyilik-kötülük birbirini tamamlamaya devam edecek, insanoğlu ruhunda savaşı verecek ve iyiliği kazandığı kadar ölümüne kadar var edecek kendini, sevgiyle ektiğin tohumlar yaşamını kurtarmadı mı? Nasıl ihanet edersin şimdi önündeki nimetlere? Bir gün insan ruhunu senin gölgene taşıyınca dek yüceltecek Tanrım! Onlar seninle yaşamanın ne demek olduğunu bilmiyorlar. Onlar kendilerini eskici gibi satıyorlar ucuzlara, Onlar bedeni nesne, ruhu görülmeyen, sevilmeyen sanıyorlar. Ruhunda savaş vermeyenin ruhu olur mu? Zamanınca kendi kalanın, ruhunu aşka adayanın, tutkularıyla bedenini sarmalayıp dokunulmayacak; yıkılmayacak ağaç bendine sahip olanlar var edecek kendini! İnsanlar için yaşayan değil, Senin için, kendi için, aşk için, sanat için! Ah Tanrım, bilmiyorlar ki böyle sürüp gittikçe, çocuklar da masumluğunu kaybedecek ve biz var olanlar arayacağız masumluğu
Bir Düşün İçinde Bir Düş
Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının Haykırışları içinde duruyorum: Ve altın kum taneleri Tutuyorum avucumda- Ne kadar az! Ama nasıl da Süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlere Ben ağlarken - ben ağlarken! Ah Tanrım! Daha sıkı Tutamaz mıyım onları? Ah Tanrım! Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız dalgadan? Bir düşün içinde bir düş mü, Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?
Şiir
Reklam