Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı;
En yüce şekilde yarattım ruhumda,
Benim evrenimde,
Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı.
Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
“Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi…”
Senin olduğun dağlarda hep en sıcak ateşleri yaktım, sen olmadığında bedenimi yaktım ruhum alev aldı sanat çalgılarıyla,
sen varsan kışta tok, yazda ıssızım,
Sen varsan sızı yok, ağrı yok
Ruhumda değişmeye değer ne varsa üstü şiirle kapalı;
sen varsan,
sen hep varsın.
Ruhumun her köşesinde şiirlerin yazılı,
İnsanlar anlamaz, onlar müptela ve dünyalı.
Şiirin dışına çıkarsam eğer,
satırlarımda müebbet cezası,
Sevgi olmadan çıkılmaz ruh duvarlarından, dört köşe değildir o; tüm evrenin aynası
Şiirin dışına çıkarsam kâfiye asar beni, son bulurum cümlelerinde
Ve Kafiyeli dudaklarımız,
onlar başka evrelerinde,
Toprağa katsalar etimi kemiğimi,
yine şiir olur çıkar Tanrım.
Nasıl aşk şiirin bahanesi olur?
Şiir tüm duygularımın nedeni
Ruhum konuşmazsa dönmez evren bir başına
Olamam tek başıma bu sonbaharda,
melankoli hayatımın ansiklopedisi
Satırlarımda yağmur damlaları ve gözyaşı bulunuyor, ben bu dünyada bulunmuyorum
Varlıkta yok olmak değil midir düş kırıklarında?
Delirmiş vakitler, yazdıkça yaşlanıyorum
Onun sevdiği sonbaharda soluyorum.
Cennetten kovulma, cennete uçuşuyorum.
-Letavitsa.