"Kokuların dilini anlıyorsunuz demek... Peki, evin içindeki koku ne diyor şimdi?"
"Bu evde bir zamanlar bir şair yaşamış diyor."
"Başka?"
"Bu evde bir şair ölmüş diyor..."
"Öyle mi? Peki başka?"
"..."
"Başka bir şey demiyor mu?"
"Diyor ama... duymak istemezsiniz...."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geceleri ben ağır, çok ağır bir taşın altında uyurum.
Gündüzleri hafif, çok hafif bir yaprağın ucunda yaşarım.
Gece beni taş ezer.
Gündüz rüzgar devirir.
Kanadıkça kanarım.
Hayallerimi o yüzden kanla yazarım...
Bu oda mıydı? Yandaki daha büyük oda? Salon? Koridor? Belki de banyo? Banyo olmalı. Mutfak olmamalı. Hiçbir ev kadını kendini mutfakta asmaz. Yemeklere yas sıçratmaz.
Bu oda mıydı? Yandaki daha büyük oda? Salon? Koridor? Belki de banyo? Banyo olmalı. Mutlaka banyo olmalı. Banyonun tavanında sökülüp deliği çoktan alçıyla sıvanmış bir kanca olmalı.
Boynundan ipi usulca çıkarmışlardır.
Usulca... Usulca?
Bu mümkün mü?
Tavana asılı bir bedeni incitmeden boynundan ipi çıkarmak mümkün mü?
Mümkün.
İnsanlar ölünce zaman yavaşlar.
Usulca vuku bulur ağır zamanlı olaylar...