Sanki evde olmaktan, eve daha sık helmelerden çok, gelemeyişlerden bir ev oluşmuştu bende. Bütün o uzaklıklardan bir ev büyütmüştüm, büyütüyordum içimde. Dönmekle bulunmayacak, uzak kalmakla görülmeyecek bir ev. Gördüğüm artık dönmenin de gitmenin de pek kabil olmadığıydı.
Kitaplarda altını çizdiğimiz her satıra dönecek zamanımız olduğunu düşünürüz genellikle. Düşünceyi kışkırtan, unutulmuş duyguları çağıran kimi satırların altını çizmek, sayfa kenarlarına aceleyle notlar almak, dönüş işaretleri biriktirmek, kendimize biçtiğimiz iyimser bir zamana delalettir belki de.
“Beni hâlâ sevdiğini sanıyor. Oysa artık sadece bir yaslanma olasılığıyım onun için. Dengesini kaybettiğinde elini boşluğa uzatıp da tutunuverdiği ilk şey. Artık kimsenin düşeyazarken tutunuverdiği bir şey olmak istemiyorum.”