"Ama zamanın herkesten eksilttiklerini, bir şeylerin hep yarım kalacağını; yıllar önce şefkatle tutulan bir elin, sevgiyle, âdeta tutkuyla bakan o gözlerdeki ışıltının eskisi gibi olmayacağını da peşinen kabul etmek gerekiyordu ve galiba hepsinden öte en çok bu ihtimalden korkuyordum.
Kitap, 10 Ekim 2015'te "Ankara Gar" katliamında yaşamını yitiren Veysel Atılgan'a atfedilmistir..
"Ucunda Ölüm Var" romanı yazarın "Haw"ve "Jar" kitabının aksine çok ağır ilerlemekte ve bir türlü hikayeye giriş gerçekleşmemektedir.
Roman, adını bilmediğimiz bir kadının(Ağıtçı Kadın) hikayesiyle başlar. Ağıtçı Kadın, 50 yıl önce kaybettiği Heves Ali'sine kavuşma arzusundadır.
Bir gece rüyasında Ali'yi gören Ağıtçı Kadın'a, Ali :"Ben öldüm, gel ağıdımı yak." demesiyle ağırdan ilerlemeye başlar hikaye.
Ölüler ardından ağıt yakmayı meslek haline getiren Ağıtçı kadın, Ali'nin seslenmesiyle artık bu mesleği sürdürmeyeceğine kanaat getirir. Bu kararını soranlaraysa kısa süre sonra öleceğini söyleyerek yanıt verir ve böylece Ali'nin çağrısına ses vermek için yolculuğa başlar.
Konya, Bursa, İstanbul, Erzurum ve hayali kent olan "Arkanya"ya kadar sürer yolculuk...
Bu yolculuk sırasında henüz ölen insanların hayatına dair hikayeler başlar ve roman durağanlık ve tekrarlanan ölüm söylemlerinden sıyrılarak akıcılığa bürünür...
Kâh, 12 Eylül 1980 sonrası işkence haneye dönüştürülen Diyarbakır 5.nolu cezaevi görevlendirilen subay Esat Oktay Yıldıran'ın hayatına kâh dağa savaşmaya giderken yolda yaşamını yitiren gerilla Ümit'e(Heval Cemal) uzanan dikkat çekici hikayeler anlatılır.
Umduğunu bulamayan Ağıtçı kadın, sonunda Heves Ali'ye ; ancak ölümle ulaşacağına kanaat getirir ve yolculuğunu sona erdirir. Yıllarca ağıdını yaktığı insanlardan aldığı ve üzerinde taşıdığı elbiselerini değiştirir, kefenciye giderek kendi kefenini alarak ölüm için yatağa girer. Artık ağıt yakan kendisi değil ağıdı yakılan kişi olur...